Gaziantep Üniversitesi'nde Sednaya'dan Özgürlüğe konulu panel düzenlendi. Moderetörlüğünü Doç. Dr. Fehmi Soğukoğlu'nun yaptığı Panelde Araştırmacı Yazar İsmail Halis ve Araştırmacı Gazeteci Yaşar Yavuz, Sednaya Cezaevinde yaşanan zulümleri ve Suriye'deki Devrimi anlattı. Program Kur'an-ı Kerim tilavetiyle başladı. Modaratör Soğukoğlu, anlamlı panelin 25 Aralık Gaziantep’in Kurtuluşunun 103.yıldönümünde gerçekleşmesinin önemli olduğunu vurguladı.
SEDNAYA CEZAEVİNDE KARANLIK DEHLİZLERİ GÖRDÜM
Soğukoğlu ilk sözü Araştırmacı Gazeteci Yaşar Yavuz’a verdi. Gaziantep’in Kurtuluşunun 103.Yıldönümümü kutlayarak sözlerine başlayan Yavuz, “Antep Savunmasında yitirdiğimiz 6 bin 317 şehidimizi minnetle anıyoruz, Allah rahmet eylesin. Rabbim tüm İslam Alemine özgürlük bahşetsin. 2011 yılında bir şekilde Suriye’ye girmiştim. O günlerde görüştüğüm insanlar bana Tedmur ve Sednaya Cezaevlerinde yaşananları anlatmışlardı. O cezaevlerinde tutuklu kalan Gaziantep’ten 5 kadar isim olmuştu. Cezaevinde mahkum olarak kalan Azize Cellut isimli kadın, yaşadıklarını bana anlatmıştı. Sednaya Cezaevinde yaşadığı süreç ile ilgili zihninde kalanları aktaran Cellut, namaz vakitlerini verilen yemeklere göre belirlediğini söylemişti. Cellut, Tutuklu kaldığı 4 yıl boyunca hangi mevsim, gün ya da yılda olduğunu dahi bilmediğini aktarmıştı. Muhalifler, Şam’a girmeden önce bir paylaşım yapmış ve Sednaya Cezaevine girilmesi yönünde görüş bildirmiştim. Muhalifler, Sednaya Cezaevine girdiğinde ancak 300 mahkumu kurtardı, 900 kişi ise kayıptı. Bugün halen 900 mahkumdan haber alınamıyor. Sonraki günlerde ise Şam yakınlarında 75 toplu mezara rastlandı. Kayıp olan 900 mahkumun orada oldukları tahmin ediliyor. Tutukluların Sednaya’da kaldıkları odaları, asit kuyularını, rüzgar halısını, dehlizleri de gördüm.”
YAVUZ, SEDNAYA CEZAEVİNDE YAŞANANLARI ANLATTI
Sednaya Cezaevinde kalan mahkumların yaşadıklarını anlatan Yavuz, “Mahkumlardan Ebu Abdo, ailesinin sağ ve hapishanede olduğunu ancak 3 yıl sonra öğrendiğini ailesiyle ancak 13 yıl sonra tellerin arkasında ancak görüşebildiğini söyledi. Bir başka mahkum ise idama gidecek kişilerin eski elbiseler giydiğini söyledi. Bunun nedenini sorduğumda Sednaya Hapishanesinde mahkumlara kıyafet verilmediğini, idama giden mahkumların yeni olan elbiselerini diğer mahkumlara bıraktığını söylemişti. Sednaya’daki tutuklulardan bir tanesi ise hapishanede en çok işkence gördükleri dönemin Hafız Esed’in öldüğü günler olduğunu söyledi. Mahkumun ifadesine göre, Hafız Esed’in ölümü sonrasında orada bulunan Rıfat Esed, Beşar Esed’in kardeşi, orada bulunan bin 150 kişiyi katletti. Dolayısıyla hem Tedmur hem de Sednaya Cezaevinde kalan mahkumlar ağır işkencelerden geçmiştir.”
ZAFERİ DOYA DOYA YAŞAMALIYIZ
“Suriye’de yaşanan zaferi doya doya yaşamalıyız” diyen Yavuz, “Müslümanlar başarmış oldukları bir şeyin tadını mutlaka ama mutlaka almalılar. Mekke’nin fethinden sonra Müslüman Devletleri, bir ucu Endülüs, bir ucu Çin’de olan geniş bir coğrafyaya yayıldılar. Bu salondaki herkesin Suriye’ye ve Şam’a gitmelerini, oradaki özgürlüğün tadını çıkarmalarını istirham ediyorum. Müslümanlar, kendilerini ve özgüvenlerini buldukları an yeryüzü düzelecektir. “Şam’ın fethi Özgür Kudüs’ün müjdesi, Endülüs’ün habercisidir” başlıklı bir yazı kaleme almıştım. Somut bir konuda bahsettim o yazımda. Aslında Müslümanların yitirdikleri özgüvenlerini yeniden bulma meselesidir. Şam meselesi ile birlikte karamsar tablo çizenlerin sözlerine kulak asmayacağız. Allah’ın izniyle Şam’ın Fethi, Kahire, Libya, Irak, İran ve tüm İslam Coğrafyasının özgürleşeceği günler için bir işaret, bir müjdeleyicidir” dedi.
GAZİANTEP’TEN HALEP’E, ŞAM’A VE KUDÜS’E ULAŞACAĞIZ
Panelde bir konuşma gerçekleştiren Araştırmacı Yazar İsmail Halis, “Kahramanların bizden bir ricası var. Şam’ın fethine bu derece coşkulanan, sevinen bizler, Kudüs’ün fethine tanık olmak için standart bir hayat yaşamamalıyız. Sadece mesaimiz ile çalışmamız, 24 saatlik bir hayatı yaşamıyor olmalıyız. 24 saat bizlere yetmemeli. En yakın zamanda Gaziantep’ten trene bineceğiz, Halep’e, Şam’a ve Kudüs’e gideceğiz” diye konuştu.