8 Temmuz 2020 Çarşamba
Yobazlık başa bela

Muhammed Köse

Yobazlık başa bela

Şüphesiz insanlar arasındaki iletişim ve anlaşmanın olmazsa olmaz ilk kuralı, kelime ve kavramların anlamları konusunda bir fikir birliği sağlamaktır. Yani duvar dediğimizde hemen hepimizin aynı şeyi anlaması ile dam dediğimizde başımızın yukarı çevrilmesi gibi bir şeyden bahsediyorum.

Tabii ki, istisnai bakış açıları ile her kavrama birtakım manalar yüklemek mümkün. Gönüllü ya da gönülsüz ama bilerek ve isteyerek çarpıtmaları da bir kenara bırakırsak; aynı kelimelerle konuşanların değil aynı manaları kabullenenlerin daha iyi anlaştığı pratik bir gerçek.

Bilginin/İlmin temeli kelimelerdir ki, Adem(a)’a ilk öğretilen ve onunla Meleklere üstünlük kurması sağlanan şey; kavram bilgisidir. (Bakara 31)

Doğru ve yanlışı ayırt edebilmek, daha iyisini ve güzelini tayin edebilmek, hayırlı ve bereketli işler yapabilmek gibi, değerli gayelere ulaşmanın, bilgiye dayandığını söylemek abartı olmayacaktır.

Ancak kafa lüksünü bozmak istemeyenlerimiz, düşünmek gibi bir iş için enerji harcamaya zahmet etmeyenlerimiz her zaman olduğu gibi günümüzde de bolca var. Bunun doğal sonucu olarak karşımıza, başkalarının fikir ve sözlerini taklit etmek ve savunmak gibi bir hal çıkar.

Kendisine ait olmayan fikirleri canhıraş bir gayretle savunanların asıl sıkıntısı, akıl ve idraklerini kullanmak zahmetinden kurtulmuş(!) olmaktır. Bu kolaycılıktır hatta bedavacılıktır.

Hakkında bir delil bilmediği şeyi savunmak ya da reddetmek, tam olarak yobaz kelimesinin tarifidir. Delil bilmek için okumak ya da ilim meclislerine hiç değilse dinleyici olarak katılmak gerekir ki, bu da herkese nasip olmayan bir nimettir.

Oysa gerek savunduğumuz gerekse reddettiğimiz fikir ve olayların delil ve sebeplerini bilmek, dilimizden dökülecek sözlerin ya da sair azalarımızdan sadır olacak eylemlerin samimiyet ve kalitesini de direk etkileyen bir olaydır.

Yobazlığın en doğal sonuçlarından olarak karşımıza çıkan holiganca bir taraftarlık bugün gerek İslami gerekse sair alanlarda sıklıkla karşılaştığımız bir durum oldu.

Bir futbol takımını tutan anlamsız ve gayesiz taraftarlıktaki fanatikliğin, -hayata değer ve anlam katan- inanç, fikir ve eylemler için de aynı seviyede kullanılır olması, en başta bu ulvi maksatları zedeleyen, sonrasında ise sahibini değersizleştiren bir yanı var.

Genellikle bu gibi durumlarda, hak ve hakikat hedefi aranmaksızın, taraftarı olduğu kişi ya da kurumdan gelen her fikri ve eylemi, çoğu zaman körü körüne ama bazen de birtakım bahaneler, sebepler, hikmetlerle süsleyerek, sahiplenmek, savunmak ve karşı olanlara saldırmak bir marifet olarak görülür.

Bizim adamımız, bizim grubumuz, bizim toplumumuz söz konusu ise, aklımızı kullanmamıza, delil sormamıza, araştırmamıza ve soruşturmamıza gerek olmaksızın desteklemek, savunmak, uğrunda kimseyi tanımamak gibi hallerimiz de yobazlığın göstergesidir.

Bir olaya ya da fikre karşı çıkmak için yegane kıstasımız, fiilin ya da sözün sahibi ise; biz bir inancın ya da fikrin yolcusu değil, ortamın hokkabazı bir dalkavuk ya da iflah olmaz bağnaz bir düşmanızdır, ya da kelimenin tam anlamıyla yobazızdır.

Bu noktada iman konusunu ilave ederek olası fikir kaymalarını önlemek gerektiğini düşünüyorum. Ayet ve hadisler fikrin değil, imanın konusudurlar. Onlar üzerinde düşünmek için selim bir kalp ve sahih bir ilim arzusu gerekir. Ve tabii bir nehrin iki yakasını bir arada tutan setler gibi, bu muazzam deryada boğulmayı engelleyecek birtakım ilimler veya ilim ehli kılavuzlar gerekir.

Ülkemizde bir dönem, yobazlığın sekülerler tarafından iman edenler için bir hakaret olarak kullanıldığını düşününce, aslında gerçek yobazların kim olduğu da anlaşılmış olur.

Allah(cc) bizi yobazlıktan korusun, verdiği akıl nimetini kullanmayı, hidayet ve rahmet nimetine layık kullar olarak hayatımızı devam ettirmeyi nasip eylesin.

 

10.01.2020 (Muhammed Köse)

DİĞER YAZILAR

İyilikte yarışmanın da kuralları var

Başkasının iyiliğini istemek

Filistin hamasetini bıraksak mı?

Maalesef sizi sevemeyecekler

Fitne ölümden beterdir

Durmak yok olmaktır

Tarihin akışına direnmek

Meziyet veya rezalet olan cüret

İbretler tekrar ediyor

Fetih, işgal ve Ayasofya’ya dair

Her şey olması gerektiği gibiydi

Kur’an ve sünnetle duygusal bağ kurmak

Taklit ve uyumda denge

Merhamet Sadakadır

Kardeşlik hukukuna dair

Hakların çatışması

Sebeplere değil Allah’a inanmak

Filiz vermiş bir dal gibi

Komploculuğun dayanılmaz kolaylığı

Sünnet mihenktir

Toprak meselesi

Dinde aykırılık marifet değil fitnedir

İyilik İslam’ın şiarındandır

Dinden “adam gibi” çıkmak!

Görev dağılımı

Takdiri ilahiden kurtuluş yoktur

Dünya avucumuzda dönmüyor!

Hayaller ve gerçekler arasında Suriye

Hayat bağlarımız

Bizden ne istiyorlar?

Siyasal İslam, İslam siyaseti

Sivil toplum tepkisi ve etkisi

Dengeyi korumak

Planlar ve Kudüs davamız

Demokrasi masalları

Cihad ile terörü ayırmak

Kültürel iktidarın temeli

Coğrafya kanundur

Medeniyet bizim oralıdır

İnsan gerçekten basit biri

İyiliğin Anahtarı: Merhamet

Okuryazarlık ve medeniyet

Günah sakızının zararları

Hayatın sırrı muhabbet

Bizim ve onların normali

Medyaya açık mektup!

Irkçılık, milliyetçilik, ümmetçilik

Hikmeti doğru yerde aramak

“Allah katında din İslam’dır”

Duygusal sömürgeciler

Batı ile yüzleşmek

Ünlü uyumsuzluğu

İslam barış dini midir?

Fıtrat ile savaşan kaybetmeye mahkumdur

Deprem, ecel ve tedbir

Doğu ile batı eşitliği

Göklere merdiven inşa etmek

Herhangi biri ile her şeyi

Bak!

Mü’min, emin ve emanet insandır

Unuttuğumuz işgal ve dahası

Akıl ibadetlere müdahale edemez

Bayramlaşmak: Neden ve Nasıl?

Kaypak zeminde ayakta kalmak

Göç dünyanın kanunudur

Dünya huzurunun sırrı

Suçu adında saklı olanlar

Platonik batı sevdası

Zamanın Endülüs’ü

Vaktin kadrini bilmek

Muhabbet hürmeti icap ettirir

Kur’an’ı anlamak ve meal sorunumuz

Şehre Ramazan geldi

Ramazan ayı eğitim kampı başlıyor

Mukaddesat Boykot Edilemez

Günahı boynumuzda değil

Marifet değil boşboğazlık

Paylaşabildiğin kadarsın

Sema ve raks dinden değildir!

Kendini temize çıkarmak

Bu da geçer ya hu!

Dengemizi kaybetmeyelim

‘Batı’nın dostluğu

Kötülüğü yaymak

Unutkan olduğumuzu da unutuyoruz

Bu kadar uyanıklık bünyeye zarar!

Mukaddes devletler dünyası

Rüzgara karşı duruş

Dünyayı ve yaşamayı seviyoruz

Çünkü biz de insanız

Trafik aynadır

Gülümseyin, melekler çekiyor

Yaralarımızla yaşıyoruz

Ah şu eziklik!

Yalan helak sebebidir

Acı da olsa rahmet

Anlamak istemeyene anlatmak

Neticede insanız

Kul kalmak yetmiyor mu?

Dinde fikir hürriyeti yoktur