16 Eylül 2019 Pazartesi
Yaşasın yeşil elitizm ve dahi yeşil feminizm!

Hamza MERCANOĞLU

Yaşasın yeşil elitizm ve dahi yeşil feminizm!

Hiç havamda değilim!

Öyle duygusal girişlere, melankolik sunumlar yapmaya hiç niyetim yok.

Doğru dan dalıyorum!

-90’lı yıllarda birtakım dernekler var idi. Öyle sıradan yerler değil. Siyasetle doğrudan temas halinde olup, icabı halinde devlet kurumlarına dilediği kimseleri anında yerleştirebilen ve hatta bazı bürokratları bile istedikleri konumlara bir telefon marifetiyle getirtebilen yapılardı bunlar. Zira, bu arkadaşlar kendilerini “Sistemin ve ülkenin” sahipleri, 1. Sınıf vatandaşları olarak görüyorlardı. Bu ülkeyi onlar kurmuşlardı ve istedikleri her şeyi yapabilme hakkına sahiptiler. Kendileri gibi düşünmeyen herkes “Daimi mülteci” statüsündeydiler. Beğenmiyorlarsa “İran yada Suudi Arabistan’a gitsinlerdi!”

Oysa hakikat böyle değildi!

Yapılan haksızlıklar ve halkın asli değerlerini hiçe sayarak yapılan tüm hoyratlıklar, toplumda derin bir teessür ve nefret oluşturuyordu. Gün oldu, devran döndü. Dün ülkenin tüm nimetlerini sahiplenen, Devletin imkanlarını hoyratça harcayıp şatafatlı hayatlarını ikame edenler, en yakın seçimde halkın şamarını suratlarında hissettiler.

Halk sabırlıydı ama asla enayi değildi. Dönemin Refah Partisi ve Lideri merhum Necmeddin Erbakan’ın partisi halkın yoğun teveccühüne mazhar oldu sandıktan birinci parti olarak çıkarak koalisyon hükümetini kurdu.

Ne gariptir ki`, O denemin bütün medya kuruluşlarını, gazetelerini  ve devletin tüm imkanlarını ellerinde bulunduran liberalist ve Kemalist partiler, sesini duyurmakta bile zorlanan, kısıtlı imkanlarla kampanyalar yapabilen RP karşısında büyük bir yenilgiye uğrayarak, birçoğu sonradan toparlanamayıp tabela partisine dönüştü.

Geçmişe yönelik enformasyonu neden yaptığımı merak ediyorsunuz!

Ben de şimdi oraya geliyordum.

2002 yılından bu yana hükümet eden AK Parti ülke adına çok önemli hizmetler ve devasa projeler yaptı. Bu konuda sayın Cumhurbaşkanımızın gayretleri ve mücadelesi elbette takdire şayandır. Bu mücadeleleri yaparken geçirdiği badireler göz önündedir. Millet olarak hep yanında olduk ve olmayada devam edeceğiz..

Ne ki, 28 Şubat yıllarında ve belki daha evvelinde yerdiğimiz ve kınadığımız birçok haslet, bugün kendisini Cumhurbaşkanının gölgesine mevzilemiş birtakım odaklar tarafından pervasızca hayat bulmaktadır.

Dün, Kemalizm ve Laikçilik cenahından yapılan haksızlıklar ve aşağılamalar, bugün maalesef, kendisini Müslüman olarak tanımlayan kimselerin aşağılama ve tahkirlerine hedef olmaktadır. Kim mi? Elbette muhafazakar ve mütedeyyin diye bahsedilen Müslümanlar!

Kimi Devlet bürokrasisinde, kimi yerel yönetimlerde ve kimi de seçkin ve nüfuzlu Milletvekili, Bakan yakınları ve sair bürokratların eş ve yakınları tarafından kurulan STK’larda varlık göstererek, dün malum yapılar nasıl ki, halkı aşağılıyor, sahip oldukları siyasi imtiyazla diledikleri gibi at koşturup, eleştirmeye dahi tahammül göstermeyip “Biz biliriz, biz yaparız” bohemliğine bürünüyorsa, bugün aynı tavrı bu kişiler reva görmektedir. Tıpkı dünkülerin dediği gibi diyorlar “ Bu ülke bizim, bu ülkeyi biz yönetiyoruz, en iyi biz biliriz, biz yaparız!”

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başarılı kariyeri, yıllarca verdiği siyasi mücadeleyi ve halkın kendisine olan muhabbetini, sanki kendilerine tanınmış bir Ayrıcalık” addederek, bunu bir “Susturucu” olarak kullanmaktadırlar. Sayın Cumhurbaşkanına en büyük siyasi zararı bu kişiler verdiler ve vermeye devam ediyorlar.

Yazdıklarım asla bir sitem, kişisel husumetten kaynaklı söylem, bir yerlerden çıkar sağlamak adına verilen bir mesaj değildir! Tamamen hasbi duygularla yazılmış bir durum tespitidir. Yıllardan bu yana sadece gönlüyle değil, bütün benliğiyle R. Tayyip Erdoğan’a dua etmiş, yazılarıyla hep destek vermiş ama karşılığında ne Devletten ve ne de siyasetten tek kuruş nemalanmamış bir yazar olarak yazdığım bu sözlerin her kelimesini hem bu dünyada ve hem de öteki dünyada savunurum, savunurum ve savunurum!..

İstiyorlar ki, onlar işlerine gelen her şeyi yapsınlar, doğru bildiklerini doğru bilelim, her yaptıklarını, her konuştuklarını alkışlayalım!

Belediye ihalede hile mi yapmış! Olsun, susalım. Muhakkak bir hikmeti vardır!

Haksız yere kadrolaşma mı yapılmış! Ne kıymeti var ki, susalım, zamanında CHP’de az yapmamıştı!

İstanbul sözleşmesi kadim İslam ahlakını çökertmek için yapılmış bir projedir! Yok ya, biz bilmiyoruz. Susalım!

6284 sayılı Aile yasası, milyonlarca insanı mağdur etti. Erkekler hapiste ömür çürütürken, aileleri evlerinde yokluğa ve zillete mahkum edildiler. Susalım lütfen! Bizim bilmediğimiz hikmetler var!...

Allah aşkına! Şu bilmediklerimizi bir söyleseniz a! Biz de bilelim. Bilelim ki, sonuna kadar yanınızda olalım. Ucunda ölüm de varsa sizin için ölelim! 15 Temmuz’da ölmedik mi? Şu kıymetli ayrıcalıkları, birilerinin AK Parti çatısı altında yaşadığı lüks ve şatafatlı hayatı, nüfuzlu kimselerin bir telefonla işlerini nasıl hallettiklerinin hikmetini ne olur bizede söyleyin! Biz de bilelim. Belki yanlışlarımızı düzeltir, eğrilerimizi doğrulturuz. Henüz hayattayken bilelim, ölmeden bilelim ki, ahirete günahkar gitmeyelim. Topluca tövbe istiğfar edip affa mazhar olalım…

 

 

 

10.07.2019 (Hamza MERCANOĞLU)

DİĞER YAZILAR

Zavallılar

Yazsaydım!

Anneler için sözünüz yok mu?

Suçların artışında medyanın rolü

Polise suçluyu vurma yetkisi verilsin!

Uyuşturucu toplumun beka sorunudur

Sormadınız mı be kardeşim!

Irkçılığınızın canı cehenneme

Bir İstanbul Masalı

Şehit Mursi katillerinden çok yaşayacak

Hangi dava?

Kim Kripto?

Çözüm üretimdir

Adalet Mülkün Temelidir

Hangi dava?

Cumhuriyet

28 Şubat’ı bitirin! Adalet namına!

Ehliyet ve liyakatli olsun!

Yine yeniden, yeniden yine!

CHP, İP, SP koalisyonundan bir cumhurbaşkanı çıkmaz!

Yaşasın siyahlar!

Abdullah Gül aday olacak mı?

Cumhurbaşkanı “Cami yapılacak” dedi, ama?

Fatma şahin'e çağrımdır: tacizi önlemek için pembe otobüs uygulamasını getirin

İslam hukuku suçlara karşı en kusursuz modeldir

Asgari ücret mi? merhamet beyler merhamet!

Hasan teke ve Mehmet Yılmaz’a büyük sorumluluk düşüyor

Tek namussuz Maho ağa mı?

Korkuyor musunuz?

Memleketim insanıyla yol sohbetleri

İbrahim olanın ateşin söndürmeye su gerekmez!

Ak parti Gaziantep teşkilatlarına dair düşündüklerim

Gündem dışı

Cezalar suçlara karşı caydırıcı değil, kısas şart!

Referandum neyi amaçlıyor?

İnsan merkezli belediyecilik ve şehremini…

Metal yorgunluğa çare bulundu!

Kahrolsun ABD, yaşasın kapitalis müslümanlık!

Kültür müdürlüğüne çok iş düşüyor

Uyuşturucu satıcıları ve kullanıcıları büyük tehdit!

YİTİK!

Haber Ve Haberciliğin Geleceği Üzerine…

Mehmet Görmez’i İtibarsızlaştıramayacaklar!

Ölmeden ölmek lazım!

15 Temmuz Darbeden Çok, İşgal Projesiydi!

Suçu Meşru Kılmak En Büyük Suçtur!

Suriyeli Düşmanlığı Ve Tecavüz Planlıdır!

Suriyeliler Üzerinden Kaos Planı!