17 Kasım 2019 Pazar
Ülfet

Mustafa Şimşek

Ülfet

Ülfet mana itibariyle ''dostluk, arkadaşlık, kaynaşma, alışma ve anlaşabilme anlamlarına gelmekle birlikte samimi olmak, insanlarla iyi geçinmek ve kolay anlaşabilmek anlamlarına da gelmektedir.

Hem insanların sosyal varlıklar olarak yaratılması hem de dinimiz İslam’ın üzerinde durduğu önemli konulardandır.

ALLAH CC Hucurat suresi 13. Ayette de ülfet mesesine değinmiş insanların aslında yaratılış gayelerinden biri olduğuna dikkat çekmiştir.

Yine PEYGAMBER EFENDİMİZ(S.A.V.)bu meseleye sık değinmiş olup hayatında gördüğümüz insanların arasına girip kaynaşması ve onlarla çok iyi muhabbet kurması da bu konuda da bize en büyük örnektir.

ALLAH Teâlâ Mü'minlerin kalplerini birleştirmiş, onların gönlüne dostluk ve ülfet doldurmuştur .(Âli İmran 3/103 )yine PEYGAMBER EFENDİMİZ (S.A.V) de bir hadislerinde ''Mü'min ülfet eden ve kendisi ile ülfet edilendir. Ülfet etmeyen ve kendisi ile ülfet edilmeyen kimsede hayır yoktur. İnsanların en hayırlısı insanlara yararlı olanıdır '' (Ahmet b. Hanbel ,müsned, II,4,5,335) buyurmuştur.

İnsanlara karşı saygı ve sevgisi olmayan kişiler den de ülfet beklemek çok zordur başkalarına karşı sevgi ve ülfetli olmak dostluk ve sevgi bağlarını güçlendirmekle birlikte Müslümanların birlik ve beraberliğinde de önemli rol oynamaktadır.

İnsanlarla iletişim halinde olup dostluk bağlarının güçlü tutulması insanlar arasındaki ufak tefek sıkıntı ve hataları görmezden gelinip birlik ve beraberlik içinde beraberce kalkınıp güçlenmede faydalı olacaktır.

Müslümanlar arasında sevilen bir kişinin durumu onun ALLAH katında da sevildiğinin göstergesidir. Aynı şekilde Salih insanların ve Müslümanların nefret ettiği kişinin durumu da ALLAH'IN ona buğzettiğini gösterir nerden anlıyoruz bunu şu hadislerden

Müslim’in rivayetinde (Birr 157) Resûlullah sallallahu aleyhi ve sel-lem’in şöyle buyurduğu kaydedilmektedir:

Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman Cebrail’e:

- “Ben filanı seviyorum onu sen de sev!” diye emreder. Cebrail onu sever ve sonra gök halkına:

- Allah filanı seviyor, onu siz de seviniz, diye seslenir. Gök halkı da o kimseyi sever, sonra yeryüzündekilerin kalbinde o kimseye karşı bir sevgi uyanır.

Allah Teâlâ bir kula buğzettiği zaman, Cebrail’e:

- “Ben, filanı sevmiyorum, onu sen de sevme!” diye emreder. Cebrail de onu sevmez. Sonra Cebrail gök halkına:

- Allah filan kişiyi sevmiyor, onu siz de sevmeyin, der. Göktekiler de o kimseyi sevmezler. Sonra da yeryüzündekilerde o kimseye karşı bir kin ve nefret uyanır.

Önce şu noktayı belirtelim ki, Allah Teâlâ’nın kulunu sevmesi demek, o kul için hayır murad etmesi, ona hidayet ve nimet vermesi demektir. Allah Teâlâ’nın buğzetmesi de kulun azgınlığını artırıp azâd etmesi demektir.

Gök halkı veya sema ehli, meleklerdir. Başta Cebrail aleyhisselâm olmak üzere meleklerin bir kulu sevmesi, o kul için dua ve istiğfarda bulunmaları anlamına gelir.

Hadis-i şeriften anlaşılmaktadır ki, Allah Teâlâ bir kulu sevdiği zaman onu meleklere ve insanlara da sevdirir. Allah Teâlâ bir kulu sevdikten sonra onu Cebrail ve insanların sevip sevmemesi aslında hiç önemli değildir. Ancak Allah Teâlâ sevdiği kuluna daha ziyade ikram ve iltifat etmek için onu meleklere ve Salih insanlara da sevdirmektedir. Nitekim Meryem Suresi’nin 96. ayetinde şöyle buyrulmaktadır: “İman edip yararlı işler yapanlara Rahman olan Allah (gönüllerde) sevgi uyandırır.” Abdullah İbni Abbas radıyallahu anhümâ ayetteki bu “sevgi uyandırmayı, “Allah’ın onları sevmesi ve sevdirmesi” şeklinde yorumlamıştır. Böylece ayet ile hadisimiz arasındaki uyum tam manasıyla ortaya çıkmış bulunmaktadır.

Aynı şekilde Allah Teâlâ sevmediği kişiyi meleklere ve iyi insanlara sevdirmez. Bunun nasıl gerçekleştiği ise, hadisimizde açıklanmaktadır. Buradan şu sonucu çıkarmamız pek normaldir: Müslümanlar arasında sevilen bir kişinin bu durumu, onun Allah katında da sevildiğinin göstergesidir. Aynı şekilde Salih insanların ve Müslümanların nefret ettiği kişinin bu durumu da, onun Allah’ın buğzettiği bir kişi olduğunu gösterir.

O halde kimlerin kimler tarafından sevildiği ve kimler tarafından sevilmediği son derece büyük önem arz etmektedir.

Müslümanlar olarak dostluk ve kardeşlik bağlarımızı güçlü tutalım ama sırf kendimizi sevdirmek için de türlü türlü hareketler yapmayalım.

Amaç ALLAH rızası olacak ALLAH bizlerden bunu istediği için yapacağız ama böyle bir şeyimiz yokken kendimizi insanlara beğendirme ve sevdirme çabasına girmeyelim. Asıl enerji ve çabamızı kendimizi ALLAH 'a sevdirmek için kullanalım asıl gayemiz bu olsun.

 ALLAH cc kendisine hakkıyla kulluk eden kullarından eylesin, kandisine yakın olan ve insanlara sevdirdiği kullarından eylesin ayaklarımızı sabit kılsın inşallah.

27.11.2018 (Mustafa Şimşek)

DİĞER YAZILAR

Mü'minin özellikleri (8)

Mü'minin özellikleri (7)

Mü'minin özellikleri (6)

Mü'minin özellikleri (5)

Mü'minin özellikleri (4)

Mü'minin özellikleri (3)

Mü'minin özellikleri (2)

Mü'min'in özellikleri

Cehaletimiz ilimsizlikten degil hilimsizlikten

Söylediklerimizle de imtihan oluyoruz

Emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l-münker

Kıraathane mi ? Batakhane mi ?

Kurban Rabbe Yaklaşmaktır

Aile ve toplum eğitimi

Zan haneye tecavüzdür...

Ters giden birşeyler var

Çocuklar en büyük yatırım aracımızdır

Riya

Kibir

Kadir Gecesi

İtikâf

Mağfiret

Bağımlılıklarımız

Ramazan ziyafet değil ibadet ayıdır

İslami Düğün anlayışımız sıfır

Müflis

Bozduğumuz Kavramlarımız = (İnşallah)

Aslanlar da kedigillerdendir

Yalan

Ramazan'a Doğru

Kadın Eşit Değil Eştir

Siyasi İşler

Haset

Çok az şükrediyoruz

Kardeşlik bedel ister

Noel ve Yılbaşı

Aile

Piyango haramdır Milli falan da değildir

Sağlık ve boş vakit

Güzel Ahlak (1)

Neden Amel etmiyoruz ki?

Yüksek uçan alçak düşer

Asosyal medya

Ölüm'ü bilip ölmeyecek gibi yaşamak

Eleştiri ahlakı

Günahları ifşa ve Tecessüs

Müslüman'ın parayla münasebeti

Ne istiyorsunuz bu gençlerden

İmtihan ve Sabır

Ticaret ahlakı

Kendine Bir İyilik Yap