18 Eylül 2019 Çarşamba
Söylediklerimizle de imtihan oluyoruz

Mustafa Şimşek

Söylediklerimizle de imtihan oluyoruz

 İmtihan ile ilgili bir yazıyı daha önce kaleme almıştık . Bugünki yazımızda da bazen imtihan'ı kendi ellerimizle seçtiğimizi ve belirlediğimize değineceğiz. Konuştuklarımız, beğenmeyip dalga geçtiklerimiz, aşığılayıcı tavırlarımız, küçümsemelerimiz. Aslında tüm bunlardan da yine korku ve açlıkta olduğu gibi İmtihan olacağız. Bazen bol keseden sallıyor ve kendimizce kınıyoruz birilerini, Bazen adamı rezil ediyoruz nasıl bir özgüven patlaması oluyorsa bunlardan da yine şüphesiz imtihan olacağız. İmtihan için geldiğimiz boş ve geçici dünyada birçok şeyle İmtihan oluyoruz bunlardan en ağırı konuştuklarımızla imtihan olmaktır belkide.

Dil haricinde birçok günah için maddi ve manevi bedel ödememiz gerekiyor, ama konuştuklarımıza biz sahip çıkmaz isek bizi bağlayan durduracak şeyler neredeyse yok denecek kadar az. En hızlı işlenen belli bir zaman ve mekana ihtiyaç duyulmayan günahlarımız arasında dilimizle işlediğimiz günahlar gelmektedir. Dil ile işlenen günahlarda yine kul hakkını gaspetmek ve kul hakkına girmekten geçiyor. Hazret-i Süfyân’ dan nakledilen yukarıdaki hadîs-i şerif, dil ile İmtihanın ne kadar zorlu bir imtihan olduğunu vurgulaması bakımından önemlidir. Bu bakımdan mü’min, gücü yettiği ölçüde diline sahip olmak durumundadır.

Bilindiği üzere insan oğlunun her söylediği hayır ve şer sözler melekler tarafından an be an kayıt ve takip edilmektedir. Konuştuğu kelime hayır ise cennet azığı olarak iyilikleri ve güzellikleri kaydeden melekler tarafından kaydedilecek, Şer ise kötülükleri yazan melekler tarafından diler dünyada azap, bu dünyada da imtihan için kaydedilir .

Mahşer günü ağzımızdan çıkan her söz lehimize veya aleyhimize şahitlik eder. Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem; “İyiliği emretmek ve kötülükten sakındırmak için söylediği sözler ve Allâh’ı zikretmesi dışında, âdemoğlunun her sözü aleyhinedir.” (Tirmizî, Zühd, 62) Dolaysıyla müslüman kişi kimsenin hakkında konuşmayacak, küçümsemeyecek, ve hor görmeyecek. Bu, zor bir iş gözüksede karşılığı cennettir. Nitekim Sevgili Peygamberimiz -Sallâllâhu aleyhi ve sellem-; “Kim bana iki çenesi arasındaki dili ile iki bacağı arasındakini (namusunu) koruyacağına dair söz verir kefil olursa, ben de ona cennet için kefil olurum.

” (Buhârî, Rikāk, 23) buyurmuştur. Çok boş konuşuyoruz , herşeyden çakıyoruz sürekli birileri yanlış yapıyor ve en doğrusunu biz biliyoruz bırakın gerçekten birileri yanlış yapacaksa senin de daha önce yaptığın gibi oda doğrusunu bulsun seni ne ilgilendiriyor, adamın karısı, kızı, çocuğunun terbiyesi. Onları kınayıp küçük gördüğünden dolayı imtihan olacaksın, senin eşin, çocukların, kız kardeşin, erkek kardeşin, baban annen bir anda senin kınadığın kişilerden daha kötü durumda olabilir seni çok şaşırtabilirler, müdahale hakkın olmaya bilir, kınadığın şeyler başına gelebilir çok uzak değil tüm bunlar.,

İnsanlar alay ettikleri yaşamadan ölmezler diyen bir peygamberin ümmetiyiz biz işimize geleni değil gerçeklerle uğraşıp hemhal olalım. Çok eleştirip kimseyi beğenmiyoruz . Çevremizdeki herkese kötü bir damga vurup afaroz ediyoruz . Bu işini bilmiyor, bırakın rezil olsun ben dedim ona, ne dedin kardeş sende öngörünü söyledin. Bu yobaz, şu sahtekar, öteki şerefsiz, beriki üçkağıtçı dur ALLAH aşkına ALLAH senin de onun da ciğerini çok iyi biliyor bırakta herşeyin sahibi ALLAH yapsın o yargılamayı.

İnsanlar olarak hiç kimseyi aşağılamak ve küçümsemek kınamak üzerimize vazife değil aksine ahiret hayatı için kaçınmamız gerken davranışlar arasındadır. Gıybet ve dedikodu da bu bağlamdadır ki PEYGAMBER efendimiz bu konuyla alakalı gıybet din kardeşinin hoşlanmayacağı şeyleri gerçekte olsa arkasından konuşmaktır ki: gerçek olmayan şeyleri konuşman o din kardeşine iftiradır sırtından vurmaktır.

Gıybet hem bu dünyamızı hemde ebedi hayat olan ahiret yurdunu mahvetmekten başka birşey değildir . Gıybetle alakalı Peygamber efendimiz (s.a.v) bizlere hitaben şöyle buyurmaktadır. “Nasıl ateş odunu yer bitirir; gıybet dahi a'mal-i Sâlihayı yer bitirir.” Ahirette günah-sevap oranlarına göre insanlara muamele yapılır. İnsan hakları karşısında insanlar bazen müflis durumuna düşerler. Gıybet de bir kul hakkı olduğu için, eğer gereği gibi tövbe etmezse, kişinin salih amellerini -manen- yer bitirir ve onu iflas ettirir.

Yoksa bir gıybet yapmakla kişinin bütün sevapları yok olmaz. “Her bir günahta küfre gidecek bir yol var.” olduğu gibi, “Her gıybette de iflasa götürecek bir yol olabilir.” demektir. Yani bu yanlış yoldan dönmezse, kişi zamanla iflas edebilir. Salih amellerin yok olması, ya günah-sevap dengesinin bozulması ya da kıyamet günü karşı tarafa sevapların verilmesi sonucu iflas bayrağının açılması manasına gelir. Rabim ayaklarımızı sırat'ı Mustakim üzere sabit kılsın, elimize dilimize sahip çıkan kullarından eylesin, Konuştuklarımızla imtihan etmesin inş...

4.09.2019 (Mustafa Şimşek)

DİĞER YAZILAR

Cehaletimiz ilimsizlikten degil hilimsizlikten

Emr-i bi’l-maruf ve nehy-i ani’l-münker

Kıraathane mi ? Batakhane mi ?

Kurban Rabbe Yaklaşmaktır

Aile ve toplum eğitimi

Zan haneye tecavüzdür...

Ters giden birşeyler var

Çocuklar en büyük yatırım aracımızdır

Riya

Kibir

Kadir Gecesi

İtikâf

Mağfiret

Bağımlılıklarımız

Ramazan ziyafet değil ibadet ayıdır

İslami Düğün anlayışımız sıfır

Müflis

Bozduğumuz Kavramlarımız = (İnşallah)

Aslanlar da kedigillerdendir

Yalan

Ramazan'a Doğru

Kadın Eşit Değil Eştir

Siyasi İşler

Haset

Çok az şükrediyoruz

Kardeşlik bedel ister

Noel ve Yılbaşı

Aile

Piyango haramdır Milli falan da değildir

Sağlık ve boş vakit

Ülfet

Güzel Ahlak (1)

Neden Amel etmiyoruz ki?

Yüksek uçan alçak düşer

Asosyal medya

Ölüm'ü bilip ölmeyecek gibi yaşamak

Eleştiri ahlakı

Günahları ifşa ve Tecessüs

Müslüman'ın parayla münasebeti

Ne istiyorsunuz bu gençlerden

İmtihan ve Sabır

Ticaret ahlakı

Kendine Bir İyilik Yap