16 Ekim 2019 Çarşamba
Mursi ölmedi!

Bülent Bilir

Mursi ölmedi!

Mısır’ın seçilmiş ilk cumhurbaşkanı Muhammed Mursi mahkeme salonunda son nefesini verdi.

Çocukluğu, gençliği, yaşlılığı mücadele içinde geçmiş hiç aklında olmadığı halde Müslümanların teşvikiyle ülkesine cumhurbaşkanı olacak kadar yükselmişti.

Efendiliği, dürüstlüğü, dik duruşu ve saygınlığı ile taraflı tarafsız milyonlarca insanın sempatisini kazanmıştı.

O; dünyaya neden geldiğini, buradaki vazifesinin ne olduğunu, ölecekse nasıl bir ölümü tercih etmesi gerektiğini çok iyi biliyordu. Öyle yaşadı ve öyle de öldü. Ya da ölmedi!

Tam bir dava adamıydı. Hasan El Bennaların, Seyyid Kutubların dizi dibinde yetişmişti. Bu yüzden öldürüleceğini anladığında bile şöyle diyordu: "Bu haklarımızın bedeli için benim kanım akacaksa, ben hazırım. Vatan uğruna canımı kolayca veririm. Allah her şeye kadirdir. Kimse sizi aldatmasın. Sakın tuzaklara düşmeyin."

Yiğit adamların yiğit eşi olurmuş. Muhammed Mursi'nin eşi Neclâ Hanım'ın haberi aldığında içinde bulunduğu hale bir bakın:

"Muhammed Mursi'nin vefat haberini aldığım zaman, iki kardeşimle oturmuş, bazı meseleleri istişare ediyorduk.

Haber gelince, bir süre hareketsiz kaldık; sonra feri kaçmış birkaç cümle daha kurup ayrıldık.

İstikametimi yitirmiş bir şekilde direksiyon sallarken, canlı yayın ve röportaj telefonları / mesajları gelmeye başladı. Bazılarını kasten açmadım, açmak durumunda kaldıklarıma da mazeret bildirdim. Ne konuşacaktım ki? Söylenecek ne vardı?

Sakin bir camiye çekildim, elimden ve dilimden geldiği kadar bize ve kendimize dua ettim. Mursi değildi duaya muhtaç olan, bizdik.

O Allah'ın izniyle kurtulmuş ve dünyadaki imtihanını en güzel biçimde savmıştı.

Geride kalan bizler, uzatmaları oynadığımız hayatlarımızda ne kadar onur ve şeref kaldığıyla ilgileniyor muyduk acaba?"

Sisi ve türevlerine göre, Mursi ve arkadaşlarına karşı olan teveccüh ve islami yönelimlerin başarılı olma ihtimali göz yumulacak bir durum değildi ve gereği yapılmalıydı.

İşte tam bu noktada uluslararası üst akıllar orada bir darbe planlayıp yönetime el koydular.

Meydanlarda yüzlerce Müslümanı şehit ettiler, binlercesini zindanlara doldurdular, onlarcasını idam ile cezalandırdılar.

Bitip tükenmek bilmeyen, yeri göğü inleten bir zulüm çarkı iletildi.

Analar yavrularından, babalar kızlarından, eşler hayat arkadaşlarından koparıldı.

Demokrasi, insan hakları, özgürlük nutukları ve daha bilmem bilmem ne haltlar. Dünya ciddi bir ses çıkarmadı, hatta hiç ses çıkarmadı.

İnsan hakları metinleri, demokrasi örgütleri, sarı kanarya dernekleri, bir fok balığı için dünyayı pedal ile baştanbaşa kat edenler ses çıkarmadı.

Televizyon kanalları haber değeri olarak görmedi, gazeteler manşet haber olarak bu haberleri verme gereği duymadı.

Her zamanki gibi insanların, ülkelerin, dünyanın daha önemli ve öncelikli gündemleri vardı.

Ekonomik büyüme, kapıdaki küresel ısınma, sebepsiz balık ölümleri vs.

Batasın duyarsız dünya, yok olasın umursamaz insanlık.

Yok olasın sadece güçlünün işine yarayan demokrasi.

Batasın silah ve kaos sistemleri.

Anlayanlar için son hitame:

Uhud savaşında müşrikler görece bir kazanç elde ettiğinde komutan Bedir’i kastederek "dün biz öldük, bugün siz" demişti. Ama şu muhteşem cevabı almıştı "ama çok önemli bir fark var, sizin ölüleriniz cehennemde bizimkiler cennette."

Kimi gelir dünyanın nefretini kazanır, bazı görece kazançlar da elde eder; kimi gelir çileli bir hayat yaşar, görece olarak tüm hayatı çile yüklüdür, ama sonsuz hayatı kazanmıştır.

Allah, asıl ve sonsuz hayatımızı mamur eylesin.

Selam ve dua ile.

20.06.2019 (Bülent Bilir)

DİĞER YAZILAR

Türk-Kürt kardeştir!

Sahi adı neydi?

Anlamsız, anlamlar!

Inkılap bedel ister!

Cetveller çalışıyor!

Ey oğul!

Önyargı felakettir!

Adamlar!

İstidat sahibi kıl beni!

Bir olalım, iri olalım, diri olalım!

Ahlak ne yüce bir erdem!

Bize mutlu olmayı öğret çocuk!

Sana ermek ne güzel!

Hayatına anlam kat!

Medeniyet yitiğimiz oldu!

Sen topla bizi!

Tenakuzlar!

Artık cemre düşsün!

Zelanda'nın düşündürdükleri!

Dert etme!

Vicdan hareketi=Kadınlar çiçektir!

Öz 28 Şubat!

İğne ve çuvaldız kardeştir!

Sen sana dikkat et!

Bindik bir alamete, gidiyoz kıyamete!

Sahte taatlerimi yüzüme vurma Allah'ım!

Erkekler çiçektir!

Senin kaç takipçin var?

Anne candır!

Elizabeth müslüman oldu!

Değerliye değer ver!

Uyuyamayanlara!

Sinsi düşmanınızı iyi tanıyın!

Özür dilerim!

Teşekkür ederim!

Selam sana ya nebi!

Dilin kemiği vardır!

O'nu bulan neyi kaybeder, O'nu kaybeden neyi bulur?

Dünya fani, ölüm gerçek!

Bakışını ibretle süsle!

Özür dilerim Afrika!

Hikmet üzerine!

Osmanlı'nın bilgeliğine dönmeliyiz!

İyilikte ısrarcı ol!

Aklından çıkarma!

Afrin kurtlar sofrasında!

Verilecek sarı ineğimiz yoktur!

Ölümü aklından çıkarma!

Ey bayram! Bayram ol bize...

ABD bizden ne istiyor?

Allah abes iş yapmaz!

Her şeyde bir hayır var mı?

Ölümü anmak diri tutar!

Yeni Türkiye!

Sen ne akıllı bir delisin!

Seçiminiz hayırlı olsun!

Son viraj!

Tek suçlu siyasetçi mi?

Cesaret, yitiğimiz oldu.

Sandığa gitmeden önce mutlaka okuyun!

Doları şımartmayın!

Hoşgeldin Ya Şehri Ramazan!

Neden mi DEVAM?

Siyaset ve Yaşar Atılgan!

Abudik gubidik işler!

Seçim var!

Haydan geldim, Hu' ya giderim!

Zulmün değişmeyen yüzü!

Kalbinize dikkat edin!

Amerika' yı yenmek!

Ağzı olan konuşuyor!

Vicdan Konvoyu!

28 Şubat nedir ne değildir?

Tilki kim, horoz kim?  

Hikmet, ne büyük bir hazinedir!

Savaşı ne zaman kaybettik?

"Afrin ve empati!"

Sevgi ilaçtır.

Verilmeyene sitem etme, verilene şükret!

"Allah" en büyük kazançtır!

Eyyub olabilmek!

Tevekkül et, mutlu ol!

Ümmet olma yolunda...

Kudüs'ü savunmak!  

Ey Kudüs, uyandır uyuyanı!

Sadece bakan olma, gör artık!

Utanmadıktan sonra dilediğini yap!

Ferasetle bakmalı!

Doğanı bozma!

Ne istediğine dikkat et!

Her şey çok açık aslında!

Cevabı siz bulun! 

Tiflis

Gurbet yazıları

Hicret!

Artık Müsait Ol Ey İnsan!

Arakan yanıyor!

Arakan’da bayram!

Ne oldu bize?

Senden özür dileriz çocuk!