20 Ekim 2019 Pazar
Müebbet kölelik

Abdurrahman Örnek

Müebbet kölelik

İnsan artık başkaları tarafından köle olarak alınmıyor, satılmıyor ama kendi isteğiyle gönüllü köle oluyor hem de kölelikten hiçbir zaman kurtulmamak arzusu ile.Köleleştirilen zihniyet özgürlüğünü öyle çabuk ve kesin bir şekilde unutur ki , özgürlüğü tekrar alabilmek için uyanması çok mümkün olmaz.

Öyle özgürce ve gönüllüce kulluk eder ki ona baktığımızda sanki özgürlüğünü kaybettiğini değil de köleliğini kazandığını sanırız. (Etıenne D.B) Kölelik  bir süreliğine giyilmiş hüküm değil, bir başkası tarafından verilmiş bir ceza da değil insanın kendisini özgür saydığı, dünyaya dönük ne kadar ruhsuz ama bedensel hazlara yönelik çabalara teslim olma hükmüdür. Köleliğin bütün anları insanı gerçeğe uyanmayacak bir tasarım halinde şekillendirilmiştir.

Zaman zaman insanı düşünceye dalmasın diye düşünce hayatından uzaklaştırmak adına büyük arenalar inşa edilmiş (Roma halkına karşı bu hoş zehri, kulluğu tatlı hale getirmiştir.) İnsanın düşünsel ideallerini akla ziyan eğlencelerle arena çukurlarına  gömmüştür.Günümüzde ise arenaların görevini teknoloji( Dijital Sömürü) her bireyin yanıbaşında, evinde, arabasında, iş yerinde, dışarıda, içeride yani avuçlarının içindeki müebbet köleliğin yeni tasarımı  almıştır.

Müebbet kölelikhaz karanlığına gömülmüş özellikle bedenin zihni esir alan hükümranlığı tarafından bir kader taşıyıcılığına dönüşmüştür. Bilinmeyen ve farkında olunmayan dar ve aptal müşteriler, zincirleri ellerine alarak insanları köleliğin havuzuna hapsederler. Müebbet kölelikte kitleler birbirinden etkilenerek yada birbirini etkileyerek eşyanın anlık tüketimdayatmasını kendi refahının devamı için sürekli canlı tutmaktadır.

Eşyaya tapma işi zayıf İnsanın kalbinde hep mevcut olduğundan  insanın özgür düşünmesine de sürekliegemen olmuştur. Köleliği; çekici kılıp arzuları sürekli artırarak ,ilgiyi  yüksek tutaraksahiplendiği hayatları ve bedenleri ortadan kalkana kadar,  sürekli eleştiren unsurlara karşı diri tutmak  isterler. Sürekli özgürsün diye telkin edilen insan, birçok nedenden dolayı özgürlüğü elinden alınmış, sürekli kazanma ve biriktirmenin kölesi olmuştur.

Bu yüzden kölelik sabit bütüncül ve kesinlikle analitik olmayan efendilerin(unsurların) iradesine göre dizayn edilmiş bir sistemdir. Her seferinde kendilerini değişen ve dönüşen konjoktürün taleplerine uydurarak ve kendilerini ona göre ayarlama gayreti içine girerler. Müebbet kölelikte güçleri azaltmak için onları birbirine eklemenin değil de onları artırmak ve onlardan yararlanmak üzere birbirlerine bağlanmanın peşindedir.  

Hiçbir güç kendinin altında olan iyi ve sürekli  bir kimsenin uzun süreli kalmasını istemez. Kendine tabi kılınmış olanları tekdüze ve kitlesel bir şekilde dize getirmekten ve onları ayırmakla çözümlemekle farklılaştırmakla bu ayrışma süreçlerini gerekli ve yeterli tekilliklere kadar götürmektedir. (m.foucault) Aşırı ve hızlı değişen teknolojinin görünürde insan yaşamını kolaylaştırıcı algısı aslında insanı özgür ve yarı Tanrı havasına sokmaktadır.

Oysa insan yaşamını ana karnından itibaren başlayan ve ölümüne kadar devam edecek  kayıtlarla gözlemlerle terbiye etmesi gerekmektedir. Güç ilişkilerini belirleyen törenler birbiriyle kesişen çoklu efendilik,  tabiat bağları,  gittikçe yükselen bireyselleşme eğilimleri, bireyleri bu dünya düzeninde kontrol altında tutmak için bireyin özgün bütünlüğü kanunsal düzen tarafından sakatlanmış ve kontrol altına alınmıştır.

İnsan kendine ait olan hiçbir şeyle övünemez,  hatta  tam tersi kendisine dayatılan kiralık mutluluklarla övünür hale gelmiştir.  Çünkü zihin sizin değil, göz ,el,ayak sizin değil, sizin sahiplerinizin.Eğer insanlar insanlığa dair sahip oldukları özleri koruyamazsa kendilerinin köleleşmesine izin veriyorlar demektir.

Kölelikte insanlar kendilerini esir alan unsurlar için kolay kolay mücadeleye girmezler. Kendilerini bağımlı, uyuşmuş ve köleliği özümseyecek birçok şeye karşı öğretilmiş ve öğrenilmiş alışkanlıkların vazgeçilmez unsuru sayarlar. Doğrusu asıl sahibi oldukları yaşamlarını bir kiracı gibi yaşarlar.

10.10.2019 (Abdurrahman Örnek)

DİĞER YAZILAR

Öğretmen neden şiddet görür?

Eğitimde duygu eğitimi “sihirli el”olabilir mi?

İdeolojilerin devrimlerinden kapitalist evrimlere

Ülkeler bazında nitelikli öğretmenlik

İnancın farkına varmak

Eğitim Öğretim Başlarken

Fil dişi kuleden cafelere

Bir okul müdürü kadar okuldur(2)

Bir okul müdürü kadar okuldur

Neyi kaybettiğini hatırlayacaksın

Figüran

Benzemezliğin farkını yaşamak

YKS Eleştirisi

Günlük Hayata 30 Dakika Kitap Okuma Molası

Eğitim Reformunda Öğretmenin Rolü

Rahman Ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Gaziantep Tıp Fakültesi ve Hematoloji Servisi

İnsan Olma Çabası

Bir fırsat eğitimi olarak 4-6 yaş Kur’an Kursları

Şehir ve Medeniyet

İslam Batı’ya galip gelir mi?

Peltek Düşünceler

Yönetici, Liyakat ve Adalet

Gaziantep’ten Bir Ziya Öğretmen geçti

Kınalızâde Ali Çelebi’ye göre Çocuk Eğitimi

Aile eğitiminde kadın ve erkeğin rolü

STK’larda Varoluşsal Kimlik Sorunları

Ruh Kirliliği

İdeal Öğretmenin Nitelikleri

Eğitim Sistemimizde Tecdid

Kaçak Göçmen Notları

Sorun nerde?

Akıllı Tahta mı Bilinçli öğretmen mi?

Kim medeni, kim değil?

Günah ve sevap arasında tövbekâr olmak

Mehmet Akif Ersoy’u anladığımız gün anmış oluruz

Okul iyi insan yetiştirir mi?

Vicdan-i Yitim

Ayet ve Hadislerde İnsan Hakları

Annem benim dilim oldu

Öğretmenlik sadece bir gün değildir

Bu gidiş nereye?

2023 Eğitim Vizyonu Eğitimcilere Vizyon katar mı? (2)

2023 Eğitim Vizyonu Eğitimcilere Vizyon Katar Mı ?(1)

2023 “İnsan” Merkezli Eğitim Vizyonu

Kemanın telleri

Sendikal Mücadelede yeni bir dönem olur mu?

Kehanet severlik

Eğitim öğretim başlarken

Hüznün Adı: Eylül’dür

Eğitimde yaş ne ifade eder

Toplumsal ihya için çok düşünme az konuşma edebi

Eğitimde oyunun önemi

EDEBİYAT, ŞİİR VE İNSAN

Eğitimi rahatlatacak ara formül ortaöğretimden geçer

Bu da benim duam olsun

YKS’de doğru tercih nasıl yapılmalı

Bir köyü olmalı insanın

Büyükler kazandı sıra gençlerde, şimdi YKS zamanı

Ben nesli ve belirsiz gelecek

Ne varsa sana bıraktım

Erdemin peşinde olmak

Liselere giriş sınavına doğru

Huy güzellikleri

Osmanlı’dan günümüze engellilerin eğitim serüveni

Umudun kıyısında yaşamak

Osmanlı’da değerler eğitimi

Ara sıra öylesine sözler

Dost ve dostluğa dair

Çağın salgını; otizm

Dedeler ve nineler aileden dışlanınca….

Tarihin büyüsü

Rüyalarında kelebek olan çocuklar

Gaziantep el ele okuma yazma seferberliğine

Kendine bir söz ver

Sosyal etkinlikler okullarda neden önemlidir

Eğitim ve görenek

Kimine göre iyi, kimine göre acıdır hayat

Mithat Enç’in Gaziantepli olduğunu bilenler el kaldırsın

İran’da yeni kurtarıcı mehdi; şah mı olacak?

Yeni bir dünya şifresi: Kudüs

Efendi iken paryalaşan devlet Endülüs(2)

Efendi iken paryalaşan devlet Endülüs

Olasılık temennisi

Öğretmenime mektup

İyi öğretmen kendini yenileyen öğretmendir

Yeniden bismillah demeliyiz

Geçmişte bıraktıklarımız

Çarpık kentleşme ve mahremiyetsizlik

Tanımlanmamış insan

Teslimiyette temsiliyet krizi

Teog kaldırılsın ama…

Niçin kitap okumalıyız?

Şimdi eğitim vakti

Bir avuç umut ısmarladım

ÖSYM VE YÖK BAŞKANININ İÇİ RAHAT MI?

Dil kültür’ün vazgeçilmezidir

 ÇOCUKLAR BİZDEN  NE  İSTER?

İnsani Bir İhtiyaç Olarak İletişim

  LYS’de Doğru Tercih Zamanı