29 Mart 2020 Pazar
‘La Galibe İllallah’

Murat Yakar

‘La Galibe İllallah’

Suriye’de büyük bir sevkiyat başladı ve işler iyice ciddileşti. Devletin tepesindeki isimler Rus mevkidaşları ile sürekli dirsek temasındalar. Rejim güçlerinin sınır tanımaz saldırıları iki ülkeyi neredeyse savaşın eşiğine getirdi. Vaziyet hiç iç açıcı değil.

Askerimiz cephede. Dün itibarı ile bana gelen bilgilere göre; 650 tank, 1500 zırhlı araç ve 10 binden fazla muharip asker İdlib cephesine sevkedildi bile. Görünen o ki  önümüzdeki günler oldukça çetin gececek.

***

Ya savaş başlarsa!

Uygarlıklar ağaçlar gibidirler. Tutunacak bir toprağa, gelişecek bir iklime ihtiyaç duyarlar. Zeki olan kişi ağaçların gövdesinin büyüklüğüne değil, kökünün çürüyüp çürümediğine bakar. Zira kökleri çürüyen ağaçlar gövdeleri ne kadar kalın olurlarsa olsunlar, onları yıkacak bir fırtına mutlaka kopacaktır. Uygarlıkların kökleri de bu misal gibidir. Değer sistemleri, o kökün yayıldığı topraktır. İnsanlarının yüreği ve bilinci ise o toprağı besleyecek; yağmur, adalet, ahlak, iman, sadakat ve nihayetinde hakikattır. Hakikate sadakat ise Peygamberlik geleneneğinin şiarıdır. Bu geleneği izleyen mü’minlere her dönemde savaş açılsa da, galip olacak olan Allah’tır (c.c).

‘La Galibe İllallah’ (Allah’tan başka galip yoktur)

Bu manada mü’mine düşen canları pahasına hakikatin yanında yer almak, pes etmeden, kafir ve ikiyüzlülerin düştüğü duruma düşmemektir. Zira; Hz. Nuh’a yardım eden su, İbrahim’e yardım eden ateş, Hz Musa ve Harun’a yardım eden deniz, Hz Yunus’a yardım eden balık ve bitki nasıl birer ordu olup imdada yetiştiyse, inleyen mazlumlara da yardımı gecikmeyecektir Rahman’ın.

Ama bir farkla.

Adem’in farkı Şeytan’la, Musa’nın farkı Firavunla, İbrahim’in farkı Nemrut’la nasıl idiyse, bizim de küfür ehlinden illa ki bir farkımız olmalı.

İman farkı gibi mesela.

Dünyevi her iktidar ve her güç geçicidir, kalıcı olan Allah’ın; mutlak iktidarı, zaferi ve ahiretin ebedi mutluluğudur. Bu mutluluğa ve zafere ise ancak sağlam bir Allah bilinciyle ulaşılır.

Unutmayalım; görünen alemin görünmeyenle, parçanın bütünle, her şeyin her şeyle ve her şeyin Allah’la derin bir bağlantısı ve amacı vardır.

Tıpkı Sebe Suresi 49. Ayette buyrulduğu gibi,

“Size tek bir öğüdüm var: ister başkalarıyla beraber, ister yalnız başınayken, Allah’ın huzurunda bulunduğunuzu asla unutmayın”

Ölçü bu olursa, zafer ise her yerde ve her zaman kaçınılmaz bizim  olacaktır.

“Elbet sonunda galip gelecek olan bizim ordularımız olacaktır” (Saffat; 173)

***

Muhammed Ash Sha’raawi’nin sohbetlerinde; Allah (c.c) Rasulü’nden rivayet olur ki, Yüce Yaratan şunları da buyurmaktadır;

”Ey Ademoğlu, hiç kimsenin gücünden ve sultanlığından korkma! Benim sultanlığım durduğu müddetçe. Ve benim sultanlığım asla sona ermez.

Ey ademoğlu, rızkın daraldığında korkma. Benim hazinelerim dolu olduğu müddetçe. Ve şunu da bil ki benim hazinelerim asla bitmez!

Ey Ademoğlu, ben seni ibadet için yarattım. Öyle ise oynama. Ve senin rızkına kefil oldum. Bundan dolayı üzülme.

İzzetime ve celalime yemin ederim ki: Benim verdiklerime razı olursan, kalbini ve bedenini rahatlatırım. Ve benim indimde övülenlerden olursun. Ama yok eğer, benim verdiklerime razı olmazsan, izzetime ve celalime yemin ederim ki: dünyayı sana musallat ederim. Vahşi hayvanların yabanda koştuğu gibi koşarsın. Ve sonunda yine benim sana verdiklerimden nasibini alırsın.

Ey Ademoğlu, ben yerleri ve gökleri yarattım. Ve bunları yaratırken yorulmadım, zorlanmadım. Sana bir ekmek vermek bana zorluk verebilir mi?

Ey Ademoğlu, benden yarının rızkını isteme! Benim senden yarının amelini istemediğim gibi. Ey Ademoğlu, ben seni seviyorum. Öyle ise benim de hakkımdır ki; senin sevdiğin olayım

Kısacası;

Ahir zamanda: Günah işleyenlere, korkaklara, soytarılara, hainlere ve zalimlere; geçici saltanatların, zaferlerin mevki ve makamların verildiği bir dönemdeyiz.

Ve bütün bu yapıp ettikleriyle Rahman’a direkt ya da indirekt savaş açan bu zümre, o gün ya da bu gün, çok ama çok acı çekecekler.

Sonuç ise bellidir!

‘La Galibe İllallah’, (Allah’tan başka galip yoktur)

 “Sizi biz yarattık! Tasdik etmeniz gerekmez mi? Aranızda ölümü takdir eden biziz ve biz, diediğimizi yerine getirmekten aciz değiliz. Toprağa ektiğiniz tohumu bir düşünün! Onu topraktan siz mi bitiriyorsunuz? Yoksa biz miyiz bitiren?” (Hacc; 73)

***

Hal böyle iken; Bütün bunların idrakinde olmayanların zafere ulaşmaları ise aklen mümkün olamayacağı gibi naklen de mümkün olamayacaktır. Zira; Toprağın altı aslan dolu yatan yatana; üzeri ise kahpe dolu satan satana.

Vesselam,

12.02.2020 (Murat Yakar)

DİĞER YAZILAR

“Sizi Allah’a şikayet edeceğim” diyen çocuğu hatırladınız mı?

Büyük Türkiye İmparatorluğu’nun doğum sancısı

Cambazların oyunu

Kim şerefli, kim şerefsiz?

Savaşların ortasındaki ‘biz’

“Cibiliyet padişahım”

O koltukta sen de oturacaksın!

Ölüm bir realitedir

Söz ola kese savaşı, söz ola kestire başı

Hal böyle olunca!

Sadaka-i Cariye

Kaş yapalım derken göz çıkardılar!

Bitmeyen ninni!

O yazıya istinaden

Demiştik ya, “Aslandan kurban olmaz.” diye

Azrail’in tokmağı

İşin tılsımı!

Büyücünün parmağı

Bırakın da kendi gömleğimizi kendimiz giyelim !

Başımız sağolsun Gazikent’i kaybettik!

Bir dervişten nasihatler

Böyle cennet olur mu?

Kutsal aşı

Bir türlü anlatamadım!

Bırakın dönsün dönme dolaplar!

Boş teneke çok ses çıkarırmış

40’tan bir çıkarsa...

Şaşı değil kör olmak gerek!

O meşhur tükürük

Özlemle yâd edilen Ramazanlar

Diyanet’te neler oluyor?

Demek ki Neymiş?