21 Mart 2019 Perşembe
Kadınlar Günü’ne dair

Nurcan Arar

Kadınlar Günü’ne dair

Ses çıkarmayıp baş kaldırmayana vurdumduymaz; baş gösterip bu zulme artık dayanamayıp ses çıkaran, tek amacı hem cinslerini biraz olsun korumak ve bilinçlendirmek olanlarımıza ise Feminist denildiği ülkemizde “KADIN”; Tarihi ABD’ye dayanıp Türkiye’de ise ilk kez 1921 yılında kutlanan “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü”nde hatırlanıp sadece bugünde değer görüyor ne yazık ki. Sanki geriye kalan diğer 364 günde kadın; anne, abla, hala, teyze hatta insan değilmiş gibi…

Günümüzde farkına anca kaybedilince varılan, değeri ya öldükten ya da çok fazla zarar gördükten sonra anlaşılan kadınların, çağımızda sorunları saymakla bitmezken, maalesef ki günden güne de ağızları açık bırakacak derecede artış gösteriyor.

Her gün gerek kadın cinayetleri, gerek tacizler ve tecavüzler, gerek kadına şiddetle ilgili binlerce haber izleyip okuyoruz. Maalesef sadece izleyip okumakla, ahlayıp vahlamakla kalıyoruz. Bu zulme ses çıkarıp baş kaldıranlarımızın sayısı ne yazık iki elin parmaklarını geçmeyecek şekilde…

Yaşanan kötü, acımasız, tüyleri ürperten ve Türkiye’yi derinden sarsan her kadın cinayetinin ardından verilen sözleri ve bu sözlerin ne kadar tutulduğunu da hepimiz biliyoruz. Ortada bir gerçek var ki her gün kadın cinayetleri işlenmeye devam ediyor… Hemen hemen her gün “Ne olur beni koruyun”, “Kurtulmam için ölmem mi gerek” diyen çaresiz, bir çıkış yolu bulamayan kadınların feryatlarını okuyoruz gazetelerde… Reddedilen erkek acımasızca öldürüyor, keza şiddetten bıkıp ayrılan ya da boşanan kadın da yine kurtulamıyor…

Bir kurumun yapmış olduğu istatistiğe göre; ülkemizde son 4 yılda bin 338’i silahlı toplam bin 760 kadın cinayetinin işlendiği (bunlar basına yansıyanlar), bu cinayetlerde bin 559 kadın ve aile bireyinin öldürüldüğü, 636 kadın ve aile bireyinin de yaralandığı görülüyor. Tabii ki, bu yaralılardan ne kadarının tedavi sırasında yaşamını yitirip ne kadarının hayata tekrar tutunduğu da bilinmez bir gerçek…

Tüm bunlara yani yaşanan bütün zorluklara, çekilen bütün sıkıntılara ve maruz kalınan çeşitli şiddetlere rağmen; gerek çocukları gerek anne ve babaları için ayakta durabilen bana göre hayattaki en sağlam temelli varlıktır KADIN…

Hz. Havva ile başlayıp kıyamete kadar devam edecek bir nesildir Kadın.

Sadece 8 Mart günü hatırlanıp, çiçekle böcekle ağzına bir parmak bal çalınıp, 9 Mart günü ise tekrar unutulup hor görülmeye, aşağılanmaya ve yıpratılmaya devam edilendir Kadın!

Bugünlere gelmemizde Allah’tan sonra en büyük rolü olan Annemiz,

Her başımız sıkıştığında annemizden sonra yardımımıza koşan Ablamız,

Tırnağı taşa değdiğinde sanki bizim canımız acıyormuş gibi onun çektiği acıyı iliklerimize kadar hissettiğimiz Evladımız,

Allah (c.c) tarafından emanet olarak gönderilen Eşlerinizdir Kadın.

Ve en önemlisi insandır Kadın!

Toplumun en önemli yapı taşı, ailenin olmazsa olmazı ve yuvayı yapıp ayakta tutan dişi kuştur.

Bütün bunlardan sonra soruyorum size:

“Kadının günü sadece bir gün müdür?”

8.03.2019 (Nurcan Arar)

DİĞER YAZILAR

Çıkar meselesi!

Evlat

Analizör olmuşuz

Dürüst olmakta fayda var

Anneler ölmesin

İnsan ölene kadar yaşar

Bu Gidiş Nereye?

İnsanlık can mı çekişiyor?

Kadın olmak

Toplumun Kilit Taşı “AİLE”