16 Ekim 2019 Çarşamba
Herhangi biri ile her şeyi

Muhammed Köse

Herhangi biri ile her şeyi

Olaylara ve insanlara biraz fazla bencil bakıyoruz. Değerlendirmelerimiz ve davranışlarımız da bu bencilliğe göre şekilleniyor. Kendi bakış açımız ve görüş kapasitemizi esas kabul edince, bizden başkasının ne dediğinin de ve aslında ne düşündüğünün de bir değeri kalmıyor.

Bizim için ciğer paresi, gözümüzün içi, gönlümüzün sultanı, başımızın tacı olan birinin ya da bir şeyin; bir başkası için sıradan ve herhangi biri olabileceği gibi, dikkate değer bir olay bile olmaması mümkün oluyor.

Kalabalık bir şehrin, günde binlerce hastanın ve yakınlarının gelip geçtiği büyük bir hastanesinde, birkaç dakikada bir hasta muayene etmek zorunda olan bir doktor için; her gelen hasta herhangi biridir. Rutin işini yapar, biraz enerjisi varsa birkaç espri ya da gülümseme ile gönül bile alır ama neticede kapıyı gösterir.

Halbuki o hasta erkek ise, kim bilir kimlerin sırtını dayadığı yıkılmaz kaledir de onun sarsılması kimlerin ciğerlerini titretir bilinmez. Kadınsa, kimlerin annesidir, ablasıdır, belki teyzesidir annesiz birilerinin; onun hastalığı kaç hayatı alt üst eder tahmin edilemez.

Çocuksa, annesiyle babasının yürek sızısıdır, ailenin diğer büyükleri için üzerine titrenilen bir taze çiçek gibidir. Kim bilir, kaç evin, kaç bahçenin, kaç akşamın ve kaç sabahın neşesi ve umududur bilinmez.

O hasta, o doktor için herhangi bir hasta iken; başkaları için hayatın anlamı, ciğerin parçası ve umudun canlı timsalidir; başına bir iş gelmesi  kaç ocağı viran eder, kim bilir…

Binlerce öğrencinin koridorlarında dolaştığı, ortalığın ana-baba gününe döndüğü, gürültünün ve hengamenin katlanılmaz boyutlara ulaştığı bir okulda; bir yönetici ya da öğretmen için, kızılıp susturulan ya da kulağı çekilen, kızılan veya aşağılanan, okumaya ve belki de insanlara küstürülen herhangi bir öğrenci vardır ve o öğrenci kim bilir kimlerin yolunu gözlediği mukayese edilmez bir değer, üzerine titrediği bir pırlantadır, bilinmez.

Öğretmenleri için yüzlerin veya binlerin arasında herhangi biridir o öğrenci ama birileri için her şeydir, kim bilir…

Pek hazzetmediğimiz mülteciler dolaşır ortalıkta, çoğunun üstü başı da kirli paslıdır. Yüzleri gülmez, gözleri yerdedir çoğu zaman ve gücü yetenlerimiz iter-kakar hatta döverler. Detaylandırmaktan utanacağımız muameleler yapılır kadınlara ve çocuklara. İşte bunların her biri de bizim için herhangi bir Suriyeli olduğu gibi birilerinin her şeyidir.

Biz kızıp nefret edebiliriz. Varlıklarından rahatsız olabiliriz. Ne ki; bunca insan, bunca acı, bunca yetim ve bunca yıkımın altından çıkıp gelen bu insanların her biri birilerinin her şeyidir.

Bu bakışımız kolay kolay değişmiyor maalesef. Bir haber bülteninde çatışmada şehit ya da kazada ölü diye birkaç cümleye sığdırılan her insan evladının birilerinin her şeyi olduğu gerçeğini unutuyoruz.

İnsanların sayılaştırılması modern hayatın acımasızlığının en bariz ifade şeklidir. Varlığın en değerlisi olan insan, istatistiklere konu sayılar haline getirildiğinde; geriye çiğnenemeyecek onur, unutulamayacak varlık, harcanamayacak değer kalmayıveriyor.

Kapitalizmin insanlığı getirdiği ve alıştırdığı bu nokta, birkaç yüzyıllık batı hakimiyetinin de devamının sigortasıdır adeta. Düşünsenize; batılı bir azgın devlet, ‘yanlışlıkla’ onlarca insanı vurabilir, kasıtlı olarak ülkeleri işgal edebilir ve milyonlarcasını öldürebilir ve bunlar kayıtlara sayılar olarak geçer. Aslında dünyanın yıkılması gereken katliam ve yıkımlar sadece istatistiki bilgilerdir artık!

Her bir sayının etkilediği sayısız insan vardır oysa ve göz ardı edilirler! Fakat insandır bu, unutmaz. Unutsa da bilinç altında bir yerlerde farkında olmadan kin ve nefret büyütür.

Dünyanın geldiği yer, insanların kin ve nefretle dolu olduğu ve en ufak bir ateşlemede büyük öfke patlamalarının yaşandığı bir felaketin kapısıdır.

İnsanlık için bu kapıdan dönüş ve yaratılış gerçeğine yani fıtratının hakikatine ulaşmak yegane kurtuluştur. Ne ki, bunun seslendirenler sesleri cılız, bilekleri zayıftır. Sesimizi çoğaltmak ve bileklerimizi kuvvetlendirmek zorundayız, belki de tarihin hiçbir devrinde olmadığımız kadar mecburuz buna.

Bencillikten vazgeçmek ve “dünya bensiz de dünya” demek gerekiyor…

14.09.2019 (Muhammed Köse)

DİĞER YAZILAR

Ünlü uyumsuzluğu

İslam barış dini midir?

Fıtrat ile savaşan kaybetmeye mahkumdur

Deprem, ecel ve tedbir

Doğu ile batı eşitliği

Göklere merdiven inşa etmek

Bak!

Mü’min, emin ve emanet insandır

Unuttuğumuz işgal ve dahası

Akıl ibadetlere müdahale edemez

Bayramlaşmak: Neden ve Nasıl?

Kaypak zeminde ayakta kalmak

Göç dünyanın kanunudur

Dünya huzurunun sırrı

Suçu adında saklı olanlar

Platonik batı sevdası

Zamanın Endülüs’ü

Vaktin kadrini bilmek

Muhabbet hürmeti icap ettirir

Kur’an’ı anlamak ve meal sorunumuz

Şehre Ramazan geldi

Ramazan ayı eğitim kampı başlıyor

Mukaddesat Boykot Edilemez

Günahı boynumuzda değil

Marifet değil boşboğazlık

Paylaşabildiğin kadarsın

Sema ve raks dinden değildir!

Kendini temize çıkarmak

Bu da geçer ya hu!

Dengemizi kaybetmeyelim

‘Batı’nın dostluğu

Kötülüğü yaymak

Unutkan olduğumuzu da unutuyoruz

Bu kadar uyanıklık bünyeye zarar!

Mukaddes devletler dünyası

Rüzgara karşı duruş

Dünyayı ve yaşamayı seviyoruz

Çünkü biz de insanız

Trafik aynadır

Gülümseyin, melekler çekiyor

Yaralarımızla yaşıyoruz

Ah şu eziklik!

Yalan helak sebebidir

Acı da olsa rahmet

Anlamak istemeyene anlatmak

Neticede insanız

Kul kalmak yetmiyor mu?

Dinde fikir hürriyeti yoktur

Kaşıkçı Efekti

Toplumsal değişim; beklenti ve hüsran

Hikmet detaylarda saklıdır

Vahdet ama kimle ve nasıl?

Belediyelerden ne bekliyoruz?

Ceza mı Rıza mı?

Cehalet ve acziyet

Hürmetsiz/Saygısız Olmuyor

İnsanın şımarıklığı

Önder Âlim Sıkıntımız

Provoke Oluyoruz

Hadim, Hâkim ve Zalim

Feryat Yemen’den Gelir!

Çağdaş Hariciler ve Politik Tekfir

Halkın Yönetim Sistemi

Mensubiyet ve Asabiyet

Notlar

Ne Vadediyoruz?

Bilmemek ayıp değil

Düşman Dışarıda Değil

Kerbela ve Yas

Şuurumuz köreldi!

Menüde İdlib Var!

Şaka mı Yapıyorsunuz?

Mesele Kurban Olmak

Suriyeliler Bayram Tatiline mi Gidiyor?

Çocukları öldürmeyin!

Günahların şöhretini artırmayın

Suriyelilerin Türkiyeli Olma Zamanı

Haddini bilmek

Ütopya yalandır

Oruç bir şiardır!

Oruç bir yazgıdır

Kudüs kimin olacak?

Aynaya bakmak lazım

Abartmaya gerek yok

Derede boğulmak

Hakikate eziyet

Kimi ne kadar sevmeli?

Allah unutmaz!

Batı ile yüzleşmek

Ümmet, Kardeşlik ve Vahdet

Allahu Ekber – Abd kim?

Ezik bir taklit: Yılbaşı

Dokunulmazlarımız!

Filistin ve Bazı Acı Gerçekler

İnsanı yola getirmek

Neden her şeyin ‘ana’sı var?

Rüzgarımız gitti

İman umuttur

Irk ile İslam’ı ‘Özel’leştirmek

Savaş ve umut