7 Nisan 2020 Salı
Görev dağılımı

Muhammed Köse

Görev dağılımı

Hayat düzenimiz dünyaya ilk insanın gelişinden bu yana oldukça değişti. Kalabalık nüfuslar, büyük şehirler, irili ufaklı yüzlerce devlet ve devletler arası kuruluşlarımızla, yeryüzünün her yanında ayak basmadığımız yer bırakmamacasına sürdürdüğümüz koşturmaca, gayret ve bir açıdan delice ama insanca bir süreç yaşıyoruz.

Dünyanın bir ucunda yetişen meyve diğer ucunda yenilebiliyor evet ama aynı şekilde, bir ucunda ortaya çıkan hastalıkta aynı hızda dünyanın diğer ucuna ulaşabiliyor. Bu gibi olağandışı gelişmelerde devletlerin ve diğer uluslararası kurumların bir nevi rüştü sorgulanıyor.

Otoriter devlet anlayışına hemen hepimiz karşı iken, yaşadığımız günlerde devletler hayal bile edemeyecekleri otoriter kararlar almaya ve yasaklar uygulamaya başladılar. Halklar hiçte itiraz etmeyi aklından geçirmeden bu yasaklara uymaya, uymayanları kınamaya başladılar. En özgürlükçü çevreler sokağa çıkma yasağını savunuyor ve sertleşmesini istiyorlar.

Bugünden sonra yaşayacağımız dünyanın, alıştığımız eski dünyadan farklı olacağı konusunda neredeyse herkes hemfikir.

Bir virüs, bütün düzenimizi alt üst etti. Mikroskopla görülecek kadar küçük bir canlı, bütün insanlığı dize getirdi. Demek ki, öyle sandığımız kadar güçlü ve yenilmez değilmişiz. Demek ki, dünyanın saltanatı bizim değilmiş.

Virüs ya da felaketler bir bakımdan da insanların ve toplumların gerçek tıynetlerini ortaya çıkartan mihenk taşı görevi görürler. Zor zamanlarda kişilerin gerçek karakteri kolayca ortaya çıkar. Kim cesur kim korkak savaşta belli olur. Kim ahmak kim akıllı, sosyal kaoslarda ortaya çıkar.

Kimin ak kimin kara olduğu, ortamın en dumanlı olduğu zamanlarda anlaşılır.

Kimin samimi ve temiz Müslüman olduğu, bela ve imtihanlarda ortaya çıkar.

Kimin münafık olduğu da yine ortalık karıştığında anlaşılır.

İslam’la bitmez bir kavgası ve Müslümanlara karşı aşağılık bir kini olan bir zümrenin, bu salgın sebebiyle, her fırsatta yaptıkları gibi, ahmakça ve rezil ifadelerle; İslam’a ve Müslümanlara saldırmalarını bir yere kadar anlıyoruz.

Çünkü biz onların görmek istemedikleri gerçeği temsil ediyoruz. Onların kaçtığı kulluğu ve kalplerinin derinlerinde aradıkları ama bulamadıkları huzuru temsil ediyoruz. Çok dillerine doladıkları, ama ne elde edebildikleri ne de başkalarıyla paylaşabildikleri, insanlık onurunu temsil ediyoruz.

Çok lafını ettikleri ama aslında hiç yaşamadıkları ve yaşayamayacakları, yalnız Allah(cc)’e kul olanların hissedebildiği, özgür bir ruhun ve temiz bir hayatın temsilcileri biziz. Bize bakınca kendi pişmanlıklarını ve içlerindeki derin acıyı hissedip öfkeleniyorlar.

Bu konuda yalnız onlar değil acıyla kıvranan elbette. Aynı şekilde kalbinde nifaktan bir parça taşıyan ya da kalbi nifakla dolu olduğu halde kendini Müslüman olarak takdim eden bir sürü insan da benzer elemlerle kıvranıyor.

Bunu her fırsatta İslam’ı ve mukaddesatını dillerine dolamalarından anlıyoruz. Biri çıkıp içindeki başörtüsü acısını ortaya atarken, bir başkası imamlarla doktorları mukayese ederek saldırmayı seçiyor. Birileri bu süreçten dinleri sorumlu tutarken, bir diğeri dua ile alay etmeye kalkıyor.

Oysa dua; yalnızca dille söylemekten ibaret bir eylem değildir, bir iş için çaba sarf etmek, hastalık için doktora gitmek, ilaç kullanmakta duadan bir parçadır. Dille yapılan dua harcadığımız çabaların neticesini Kadiri Mutlak olan Allah(cc)’tan istemekten ibarettir.

Yine, kesin ve net bilinmesi gereken ve normal insanların farkında olduğu ancak ahmaklara anlatılması gereken bir gerçek olarak:

Doktorlar hasta ve hastalıkla, askerler savaş ve silahlarla, öğretmenler öğrenciler ve eğitimle ilgilenir, haklarında konuşurlar ve en tabiisi olarak; hocalar/imamlar da din ve ibadetlerle, dualarla ilgili konuşurlar, ibadetleri ikame ederler, dua ederler ve insanlara dua ve ibadet etmeyi tavsiye ederler.

Bu normal akıl sahibi herkesin fark ettiği bir görev dağılımıdır. Ve dünyanın her yerinde normal işleyen toplum düzenlerinde uygulanır.

Tam da bu minvalde, içimizden beklenmedik ama aslında olağan birileri de çıkıp, İslam’a direkt saldıramadığı ve içindeki öfkeyi kusamadığı için, kahrından kurduğu cümlelerde, dinler tabirini kullanarak, İslam’ı diğer batıl dinlerle aynı kategoriye dahil ederek aşağılama yolunu seçiyorlar.

Bunlara, İslam’ın bu gibi hadiseler karşısında ne gibi tedbirleri emrettiğini anlatmak gereksiz olduğu halde ister istemez, bazı cevaplar vermek durumunda kalıyoruz.

İslam her olayda olduğu gibi, insan maslahatını ön plana çıkartan ve temel konusu insanın dünya ve ahiret iyiliği olan bir dindir. Bu yüzdendir ki; en değerli ibadeti olan namazı, Cuma namazını ve hatta diğer farzları, insanlığın maslahatı gerektirdiğinde erteler, tatil eder. Bu ilk devirden beri böyle oldu ve yarınlarda da böyle olacaktır.

Bazı sapkın ve kendilerini İslam’a izafe edenlerin düştükleri hatalardan beri olan Allah(cc)’in dini, her türlü dünyevi işi ve alınması gereken tedbiri, en mükemmel şekilde uygular ve uygulanmasını ister.

Aksini iddia edenlerin ve yapanların, söylediklerinin ve yaptıklarını temel İslami anlayışla alakası yoktur!

İslam; ortaya koyduğu hayat düzeni, yaşam tarzı ve toplum anlayışı, insana bakışı, ibadet ve insan ilişkisi, din ve toplum pratiği, kişi ve din kurgusu, sağlık ve hastalık kuralları, savaş ve barış durumu, aile ve devlet anlayışı ile mükemmel bir dindir ve bu kıyamete kadar devam edecektir.

Hiçbir kişi ya da kurum, topluluk ya da devlet; İslam’dan daha iyisini, daha güzelini ve daha mükemmelini ortaya koyamayacaktır. Bir eşini ya da benzerini bulamayacaktır.

Gönlünüz ferah olsun; bu toprakların hakimi minarelerden yükselen sestir, öyle ya da böyle o seda ile kavgası olan kaybetmeye hazırlansın, o sedaya teslim olanlar dünyada ve ahirette mahzun olmayacaklardır, biiznillah!

25.03.2020 (Muhammed Köse)

DİĞER YAZILAR

Dinde aykırılık marifet değil fitnedir

İyilik İslam’ın şiarındandır

Dinden “adam gibi” çıkmak!

Takdiri ilahiden kurtuluş yoktur

Dünya avucumuzda dönmüyor!

Hayaller ve gerçekler arasında Suriye

Hayat bağlarımız

Bizden ne istiyorlar?

Siyasal İslam, İslam siyaseti

Sivil toplum tepkisi ve etkisi

Dengeyi korumak

Planlar ve Kudüs davamız

Demokrasi masalları

Yobazlık başa bela

Cihad ile terörü ayırmak

Kültürel iktidarın temeli

Coğrafya kanundur

Medeniyet bizim oralıdır

İnsan gerçekten basit biri

İyiliğin Anahtarı: Merhamet

Okuryazarlık ve medeniyet

Günah sakızının zararları

Hayatın sırrı muhabbet

Bizim ve onların normali

Medyaya açık mektup!

Irkçılık, milliyetçilik, ümmetçilik

Hikmeti doğru yerde aramak

“Allah katında din İslam’dır”

Duygusal sömürgeciler

Batı ile yüzleşmek

Ünlü uyumsuzluğu

İslam barış dini midir?

Fıtrat ile savaşan kaybetmeye mahkumdur

Deprem, ecel ve tedbir

Doğu ile batı eşitliği

Göklere merdiven inşa etmek

Herhangi biri ile her şeyi

Bak!

Mü’min, emin ve emanet insandır

Unuttuğumuz işgal ve dahası

Akıl ibadetlere müdahale edemez

Bayramlaşmak: Neden ve Nasıl?

Kaypak zeminde ayakta kalmak

Göç dünyanın kanunudur

Dünya huzurunun sırrı

Suçu adında saklı olanlar

Platonik batı sevdası

Zamanın Endülüs’ü

Vaktin kadrini bilmek

Muhabbet hürmeti icap ettirir

Kur’an’ı anlamak ve meal sorunumuz

Şehre Ramazan geldi

Ramazan ayı eğitim kampı başlıyor

Mukaddesat Boykot Edilemez

Günahı boynumuzda değil

Marifet değil boşboğazlık

Paylaşabildiğin kadarsın

Sema ve raks dinden değildir!

Kendini temize çıkarmak

Bu da geçer ya hu!

Dengemizi kaybetmeyelim

‘Batı’nın dostluğu

Kötülüğü yaymak

Unutkan olduğumuzu da unutuyoruz

Bu kadar uyanıklık bünyeye zarar!

Mukaddes devletler dünyası

Rüzgara karşı duruş

Dünyayı ve yaşamayı seviyoruz

Çünkü biz de insanız

Trafik aynadır

Gülümseyin, melekler çekiyor

Yaralarımızla yaşıyoruz

Ah şu eziklik!

Yalan helak sebebidir

Acı da olsa rahmet

Anlamak istemeyene anlatmak

Neticede insanız

Kul kalmak yetmiyor mu?

Dinde fikir hürriyeti yoktur

Kaşıkçı Efekti

Toplumsal değişim; beklenti ve hüsran

Hikmet detaylarda saklıdır

Vahdet ama kimle ve nasıl?

Belediyelerden ne bekliyoruz?

Ceza mı Rıza mı?

Cehalet ve acziyet

Hürmetsiz/Saygısız Olmuyor

İnsanın şımarıklığı

Önder Âlim Sıkıntımız

Provoke Oluyoruz

Hadim, Hâkim ve Zalim

Feryat Yemen’den Gelir!

Çağdaş Hariciler ve Politik Tekfir

Halkın Yönetim Sistemi

Mensubiyet ve Asabiyet

Notlar

Ne Vadediyoruz?

Bilmemek ayıp değil

Düşman Dışarıda Değil

Kerbela ve Yas