12 Temmuz 2020 Pazar
Bu gidiş nereye?

Abdurrahman Örnek

Bu gidiş nereye?

Ey Müslümanım diyen,  Müslüman geçinen,  yeri ve zamanı geldiğinde mangalda kül bırakmayanlar, kendisinden başkasını “fırka-i naciye’den” görmeyenler! Bu gidiş nereye? Bir zamanlar hakkın yanında, batılın karşısında iken bugün haktan(görünen) batılla aynı şeyleri yapar ve hatta savunur olduk. Bir zamanlar  “Hılf’ul Fudullarımız” (Erdemliler Hareketi) vardı. Bütün STK toplantılarında dile getirdiğimiz ve sürekli övündüğümüz dünyanın neresinde olursa olsun rengi, dini, dili, ırkı ne olursa olsun zulme, adaletsizliğe, gaspa uğramış kim varsa onun yanında olacağımız ahidli topluluklarımız vardı. Bir tarağın dişleri gibi birinin canı yansa kendimizin canı yanmış gibi hissettiğimiz kardeşliğimiz vardı. Bir duvarın tuğlaları gibi saf saf dizilmiş, Allah’ın boyasıyla boyanmış bir hayat tarzımız vardı. Henüz bu kadar konformizme dalmamışken,  fakirken övündüğümüz, fakirliğimizi meşrulaştıran fakir sahabeler vardı. Oysa bugün onları anlatmaktan ve yaşadıklarını yaşamaktan utanır duruma geldik. Bir zamanlar her hakkı haykırdığımızda adını andığımız, hakkı evirmeden çevirmeden söyleyen, yalnız yaşayan ve yalnız ölen Ebuzerlerimİz vardı. Bugün ise Ebuzer olmak ya da Ebuzer duruşu göstermek fitne ve ifsatla aynı safa geldi. Haksızlıklar karşısında acaba ses çıkarsak nasıl bir tepkiyle karşılaşırız ya da nasıl yumuşak bir tepki versek de şimşekleri üzerimize çekmesek hesabı yapmaktayız. Yani dilsiz şeytan olmak biraz revaçta gibi. Önceden riyadan uzak sadece Allah’ın gördüğü ve bildiği ibadetlerimiz vardı. Şimdi riya dakika hatta saniye sayıyor.  Yaşarsak O’nun(Allah) adına,  ölürsek onun için öleceğimiz davamız vardı. Birbirimize karşı yargısız infazlarımız yoktu. Kardeşimizin bir hatası olduğunda onu örtüp düzeltmeye çalışırdık.  Ama şimdi birbirimizin hata yapmasını bekleyip, hatasını gözleyerek birilerine nasıl bunu satarım,  nasıl yalakalık yaparım da bir şeyler kaparımın hesabını yapmaya başladık. Birbirimizi Allah’ın istediği kurallar ölçüsünde değil de kullara yapacağımız yalakalıklar,  münafıklık ve zalimlikle uyarmaya başladık. Otel gibi kullanmadığımız evlerimiz vardı.  Komşularına, dostlarına, sohbetlere açık olan evlerimiz,  şimdi ise otel gibi kullandığımız,  aman misafir gelir de ev dağılır diye misafir ağırlamaktan uzak durduğumuz evlerimiz oldu.  Ailelerimiz vardı; hep beraber, dedelerin,  ninelerin birlikte yaşadığı,  tabletlerden, telefonlardan uzak Allah’ın ipine sarılmış hep beraber ibadet eden.  Mahallelerimizde bizlerin ve çocuklarımızın üzerinde gözetleyici kameralar yoktu. Öz denetimi sağlayan, nasihatler veren saygı duyduğumuz büyüklerimiz vardı. Sade, dünya ya uzak, ahirete yakın evlerimiz vardı. Şimdi ise içerisinde ayakkabılarla hem de rengârenk ayakkabılarla dolaştığımız tamamen gösteriş endeksli lüks eşyalı evlerimiz oldu. Düşüncelerimiz vardı hücrelerimize kadar işleyen. İlkesel duruşlarımız vardı kişiliğimizi karakterimizi oluşturan. Bir zamanlar yürekli, yalnız Allah’a kul olan özgür hayatlarımız vardı. Şimdi ise özgürlük adına kul olduğumuz tutsakların hayatı var. Bütün mağdurlara cesaretle, şefkatle ve saygıyla sahip çıkan bir bakışımız vardı. Şimdi ise suçlayıcı ve şüpheyle bakan bir anlayışımız oldu. Önceleri Allah’ın emri olduğu için tesettüre uygun bir şekilde örtünen,  örtüyü dava edinip okullarından ve işlerinden olan kadınlarımız vardı. Şimdi ise süslenerek dikkat çekmek için renk renk,  albenili tesettür kıyafetleri giyerek makyaj istilası altında boğulmuş kadınlarımız oldu. Dünyanın neresinde zulüm varsa özelliklede Filistin için her Cuma çıkışı kalabalık gruplar eşliğinde protestolarımız olurdu. Bugün değil meydanlar, camii çıkışları,  lüks mekânlarımızdaki dört duvar arasında bile yapamıyoruz.  Şahadete sevdalarımız vardı Afganistanımız, Bosnamız, Çeçenyamız vardı. Bugün kişisel,  ulusal sınırlarımız var,  şahadet uzak çok uzak. Kapitalizme, elitizme, faize karşı iken bugün bu kavramaların İslami meşruiyet pankartlarını taşır olduk. Önceden ruhumuz vardı şimdi ise ruhumuzun terk ettiği taşlaşmış bedenlerimiz. Bu gidiş nereye şimdi yeniden düşünme ve yeniden kendini bilme zamanı.

19.11.2018 (Abdurrahman Örnek)

DİĞER YAZILAR

Kıvılcım

DYK kurslarında ücretli ogretmenler gorevlendirilsin

İnsanlığın Belirsizlik Sorunu

Kimse alınmasın ama ben hep babamı sevdim

İnatçı Kulluk Etme Arzusu

Pandemi sürecinde okulsuz çocuk eğitimi

Dava neydi, ne oldu?

Meslek Liseleri Krizden Güçlenerek Çıkar Mı?

Ölen insanlar mı sayılar mı ?

İyi ve kötü

Esmaü’l-Hüsna Allah’ın isimleri

Ben beklerken bahar geçip gidiyordu

Uzaktan eğitim(e) yakınlaştırır mı uzaklaştırırmı ?

Bir virüs musibetinin hatırlattıkları

Koronavirüs ve yeni dünya düzeni

Çocuktum ben, Savaşın Ortasında

Gitmek mi zor , kalmak mı?

Modern benlik ve iç insanlığımız

Bir öğretmenden daha fazlası

Çocuk kalbinin eşiğinde “duygu okulu” olmak

Ahlak, inanç ve eğitim

Çocuk yüreğinin öğretmeni olmak

Zeytin ağacının gövdesinde bir erva bebek

İnsan Bir Değerdir

Hastane koridorları hüzünlüdür

Okula gitmeyen çırak aranıyor

Babasız kalmak

İnsan neden insan olamaz

Nihayet “ Pısa” olacak gibi

Özel gereksinimli bireyler ve eğitimleri

Aileyi bitirme planı toplumsal cinsiyet eşitliği(1)

Medeniyetlerin kötüsü “ekran medeniyeti”

Eğitimde eksik olan ne?

Zamanı uğurlamak

Fikir,hareket ve gençlik

Yeni olandan korkmak

Öğretmen neden şiddet görür?

Müebbet kölelik

Eğitimde duygu eğitimi “sihirli el”olabilir mi?

İdeolojilerin devrimlerinden kapitalist evrimlere

Ülkeler bazında nitelikli öğretmenlik

İnancın farkına varmak

Eğitim Öğretim Başlarken

Fil dişi kuleden cafelere

Bir okul müdürü kadar okuldur(2)

Bir okul müdürü kadar okuldur

Neyi kaybettiğini hatırlayacaksın

Figüran

Benzemezliğin farkını yaşamak

YKS Eleştirisi

Günlük Hayata 30 Dakika Kitap Okuma Molası

Eğitim Reformunda Öğretmenin Rolü

Rahman Ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Gaziantep Tıp Fakültesi ve Hematoloji Servisi

İnsan Olma Çabası

Bir fırsat eğitimi olarak 4-6 yaş Kur’an Kursları

Şehir ve Medeniyet

İslam Batı’ya galip gelir mi?

Peltek Düşünceler

Yönetici, Liyakat ve Adalet

Gaziantep’ten Bir Ziya Öğretmen geçti

Kınalızâde Ali Çelebi’ye göre Çocuk Eğitimi

Aile eğitiminde kadın ve erkeğin rolü

STK’larda Varoluşsal Kimlik Sorunları

Ruh Kirliliği

İdeal Öğretmenin Nitelikleri

Eğitim Sistemimizde Tecdid

Kaçak Göçmen Notları

Sorun nerde?

Akıllı Tahta mı Bilinçli öğretmen mi?

Kim medeni, kim değil?

Günah ve sevap arasında tövbekâr olmak

Mehmet Akif Ersoy’u anladığımız gün anmış oluruz

Okul iyi insan yetiştirir mi?

Vicdan-i Yitim

Ayet ve Hadislerde İnsan Hakları

Annem benim dilim oldu

Öğretmenlik sadece bir gün değildir

2023 Eğitim Vizyonu Eğitimcilere Vizyon katar mı? (2)

2023 Eğitim Vizyonu Eğitimcilere Vizyon Katar Mı ?(1)

2023 “İnsan” Merkezli Eğitim Vizyonu

Kemanın telleri

Sendikal Mücadelede yeni bir dönem olur mu?

Kehanet severlik

Eğitim öğretim başlarken

Hüznün Adı: Eylül’dür

Eğitimde yaş ne ifade eder

Toplumsal ihya için çok düşünme az konuşma edebi

Eğitimde oyunun önemi

EDEBİYAT, ŞİİR VE İNSAN

Eğitimi rahatlatacak ara formül ortaöğretimden geçer

Bu da benim duam olsun

YKS’de doğru tercih nasıl yapılmalı

Bir köyü olmalı insanın

Büyükler kazandı sıra gençlerde, şimdi YKS zamanı

Ben nesli ve belirsiz gelecek

Ne varsa sana bıraktım

Erdemin peşinde olmak

Liselere giriş sınavına doğru

Huy güzellikleri