2 Nisan 2020 Perşembe
Bir virüs musibetinin hatırlattıkları

Abdurrahman Örnek

Bir virüs musibetinin hatırlattıkları

Bir virüs musibetinin bugünlerde hatırlattıklarını yazmasam olmazdı. Bir kez daha ilahlaşan insanın bir hiç olduğunu, Allah’a imandan ne kadar uzaklaştığımızı, şükrün yerine ben kazandım, sabrın yerini ise aceleciliğe bıraktığını öğrendim. Allah’a yaklaşmak için yeniden kendimizi tanımayı ve o yolda ne yapılması gerekiyorsa daha fazla gayret göstermemiz gerektiğini idrak ettim.

Bugüne kadar kıldığımız namazları  aceleyle kılarak içini boşalttığımızı  anladım. Büyüklenmenin, büyük adam olup böbürlenmenin, selam verdiğinde yüzünü çeviren insanların, haksızlık yapmada vicdani adaleti değil de, nefsani adaleti uygulayanların ne kadar da korkak olduğunu gördüm. Evlerini otel gibi kullanıp eşini, çocuklarını işinden daha çok önemseyenlerin nihayet eşi ve çocukları olduğunun farkına vardıklarını gördüm. Öğrenmenin sadece dışarıda olmadığını aslında bütün evlerin, hanelerin birer öğretim merkezi olduğunu gördüm.

Babasının evde kalışına alışık olmayan çocukların hayretle babam bugün de evde diye şaşkın sevinçlerini gördüm. Evdeki günlerimizde yaptığım iç muhasebede dışarıdaki hayatımızın yalan, gıybet ve zanlarla ne kadar da dolu olduğunu idrak ettim. Mazlumların zalimlerin silah denemeleriyle ölmediklerine, babaların bomba seslerinde çocuklarıyla oyun oynamadıklarına şahit oldum. Göçmenlerin sınırları geçip geçmediğini akıbetlerinin ne olduğunu bilmiyorum ama göçmenlerin şişme botlarını bir bir batıran İtalyanların göçmenlerden onlarca kat ölümüne şahit oldum.  Ölümün bu kadar yanımızda gezmesinden dolayı insanların birbirlerine ne kadar da şefkatle yaklaştıklarına, birbirini kırmadıklarına şahit oldum.

Toprağa basınca hor basmamayı, toprağı incitmemeyi doğanın ne kadar da değerli olduğunu gördüm. Ömrümüzden geçen baharların hiç farkında olmadan gelmiş geçmiş olduğunu anladım. Bazen insanların evlerinde kalıp doğayı doğal yaşama bırakmalarının gerekliliğini öğrendim. Çok konuşuyorlar diye o geldiğinde kalkıp gittiğimiz İnsanlarla sohbetin,  muhabbetin ne kadar da rahatlatıcı olduğunu öğrendim. Bulunduğumuz yerleri temiz tutmanın ve temiz kalmasına özen göstermenin önemini öğrendim. İnsanlar evde iken sokakların ne kadar temiz olduğunu, çöpçülerin ne kadar rahat olduklarını gördüm.

Çimlere basmamayı, en küçük sineği böceği öldürmenin canilik olduğunu öğrendim. Nergislerin, eleozların dallarından koparılmadıklarını, buram buram doğanın  doğallığına döndüğünü gördüm. Aynı yeryüzünü ve gökyüzünü paylaşmak isteyen parmaklarından sarı sarı  sonbahar yapraklarının döküldüğü insan bedenlerini gördüm. Hava kirliliğinin minimum düzeye indiğini gördüm. Her gün soluyup farkında olmadığımız havanın ne kadar da kıymetli olduğunu  öğrendim. Kitap okuma katsayımın arttığını,  anlamların zihnimde birbirini beslediğini gördüm. Hor kullandığım bedenimin Allah’ın bize bahşettiği en güzel nimet olduğunu, sağlığıma daha fazla dikkat edip her gün Allah’a daha fazla şükretmem gerektiğini öğrendim.

Evimin nafakasını sağladığım işimin ne kadar önemli olduğunu öğrendim. Okullar açılınca bir daha şikayet etmeyeceğime, insanlara daha fazla hizmet edeceğime söz verdim. Bilime inanıyordum ama Allah’a daha fazla inanmak ve sadece ona güvenmenin yardım istenirse sadece Allah’tan istenmesi gerektiğine inandım tüm kalbimle. Bir kez daha o dilerse iyi olacağına,  bilimin ne  kadar çaresiz ve zavallı olduğuna inandım. İnsanın yeryüzünde kendi kendine dolanan sarmaşıklar gibi yalnız olduğunu, bu virüsün sadece fakirleri değil  zenginleri de vurduğuna, zenginlerin o kadar büyük kibirlerinin görünmeyen bir virüsten nasıl korktuklarına da şahit oldum. Yüzyılların duayla beraber acı isteğine ve karanlığın insanın karanlığından daha karanlık olduğunu gördüm.

Ülkelerini, şehirlerini ve sokaklarını bir virüsün yaktığı ve hiçbir kurşun atılmadan teslim oluşlarını gördüm. İnsanların gövdelerinden ruhlarının çekilmiş ümitsiz ve anlamsızca sağa sola dolaştığını gördüm. Allah’a olan kulluğumuzu yeniden gözden geçirerek yeniden Allah’a kulluğumuzu hediye etmemiz gerektiğini  öğrendim. İnsandan kuvvetlisi yok diye sürekli yıkmaya çalışan insanın, yerinden kalkamayarak  can çekiştiğini gördüm. Sessizliği yükselten ve sesini dualara açan camilerin mahzunluğuna şahit oldum. Herkeste  ebediyete nasıl intikal edeceğinin , dünyada biriktirdiklerini bir anda  bırakıp  gitmenin endişesini yani dünyayla ahiret  arasında kaldığını gördüm.

Güneşin aydınlığının hüznün soluğunu bastıramadığına her yeni güne ölümleri sayarak uyanıldığına tanık oldum. Bütün yaşanmış tufanların, bu tufanın birer adım gerisinde kaldıklarını ve bütün yaşanmış günahların hesabını uykuda vermeye hazır insan yüzleri gördüm. Usul usul içime dönerken aslında hiçbir yere varmıyordum yine de var olan her şeyi varlığıma eklemek istiyordum meleklerin insanları ve şehri terk ettiği bu meçhul zamanda.

26.03.2020 (Abdurrahman Örnek)

DİĞER YAZILAR

Uzaktan eğitim(e) yakınlaştırır mı uzaklaştırırmı ?

Koronavirüs ve yeni dünya düzeni

Çocuktum ben, Savaşın Ortasında

Gitmek mi zor , kalmak mı?

Modern benlik ve iç insanlığımız

Bir öğretmenden daha fazlası

Çocuk kalbinin eşiğinde “duygu okulu” olmak

Ahlak, inanç ve eğitim

Çocuk yüreğinin öğretmeni olmak

Zeytin ağacının gövdesinde bir erva bebek

İnsan Bir Değerdir

Hastane koridorları hüzünlüdür

Okula gitmeyen çırak aranıyor

Babasız kalmak

İnsan neden insan olamaz

Nihayet “ Pısa” olacak gibi

Özel gereksinimli bireyler ve eğitimleri

Aileyi bitirme planı toplumsal cinsiyet eşitliği(1)

Medeniyetlerin kötüsü “ekran medeniyeti”

Eğitimde eksik olan ne?

Zamanı uğurlamak

Fikir,hareket ve gençlik

Yeni olandan korkmak

Öğretmen neden şiddet görür?

Müebbet kölelik

Eğitimde duygu eğitimi “sihirli el”olabilir mi?

İdeolojilerin devrimlerinden kapitalist evrimlere

Ülkeler bazında nitelikli öğretmenlik

İnancın farkına varmak

Eğitim Öğretim Başlarken

Fil dişi kuleden cafelere

Bir okul müdürü kadar okuldur(2)

Bir okul müdürü kadar okuldur

Neyi kaybettiğini hatırlayacaksın

Figüran

Benzemezliğin farkını yaşamak

YKS Eleştirisi

Günlük Hayata 30 Dakika Kitap Okuma Molası

Eğitim Reformunda Öğretmenin Rolü

Rahman Ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla

Gaziantep Tıp Fakültesi ve Hematoloji Servisi

İnsan Olma Çabası

Bir fırsat eğitimi olarak 4-6 yaş Kur’an Kursları

Şehir ve Medeniyet

İslam Batı’ya galip gelir mi?

Peltek Düşünceler

Yönetici, Liyakat ve Adalet

Gaziantep’ten Bir Ziya Öğretmen geçti

Kınalızâde Ali Çelebi’ye göre Çocuk Eğitimi

Aile eğitiminde kadın ve erkeğin rolü

STK’larda Varoluşsal Kimlik Sorunları

Ruh Kirliliği

İdeal Öğretmenin Nitelikleri

Eğitim Sistemimizde Tecdid

Kaçak Göçmen Notları

Sorun nerde?

Akıllı Tahta mı Bilinçli öğretmen mi?

Kim medeni, kim değil?

Günah ve sevap arasında tövbekâr olmak

Mehmet Akif Ersoy’u anladığımız gün anmış oluruz

Okul iyi insan yetiştirir mi?

Vicdan-i Yitim

Ayet ve Hadislerde İnsan Hakları

Annem benim dilim oldu

Öğretmenlik sadece bir gün değildir

Bu gidiş nereye?

2023 Eğitim Vizyonu Eğitimcilere Vizyon katar mı? (2)

2023 Eğitim Vizyonu Eğitimcilere Vizyon Katar Mı ?(1)

2023 “İnsan” Merkezli Eğitim Vizyonu

Kemanın telleri

Sendikal Mücadelede yeni bir dönem olur mu?

Kehanet severlik

Eğitim öğretim başlarken

Hüznün Adı: Eylül’dür

Eğitimde yaş ne ifade eder

Toplumsal ihya için çok düşünme az konuşma edebi

Eğitimde oyunun önemi

EDEBİYAT, ŞİİR VE İNSAN

Eğitimi rahatlatacak ara formül ortaöğretimden geçer

Bu da benim duam olsun

YKS’de doğru tercih nasıl yapılmalı

Bir köyü olmalı insanın

Büyükler kazandı sıra gençlerde, şimdi YKS zamanı

Ben nesli ve belirsiz gelecek

Ne varsa sana bıraktım

Erdemin peşinde olmak

Liselere giriş sınavına doğru

Huy güzellikleri

Osmanlı’dan günümüze engellilerin eğitim serüveni

Umudun kıyısında yaşamak

Osmanlı’da değerler eğitimi

Ara sıra öylesine sözler

Dost ve dostluğa dair

Çağın salgını; otizm

Dedeler ve nineler aileden dışlanınca….

Tarihin büyüsü

Rüyalarında kelebek olan çocuklar

Gaziantep el ele okuma yazma seferberliğine

Kendine bir söz ver

Sosyal etkinlikler okullarda neden önemlidir