25 Nisan 2019 Perşembe
Anneler ölmesin

Nurcan Arar

Anneler ölmesin

Geçmişten günümüze kadar gelmiş fakat geçmemiş en zor, en ağır, bir o kadar da güzel ve kutsal bir meslektir “Annelik”.

Üzerine şiirler, kitaplar, şarkılar ve türküler yazılan, dizilere, filmlere, televizyon programlarına, söyleşilere konu olan ve üzerinde bu kadar durulmasına bu denli vurgu yapılmasına rağmen halen çok basit çok sıradan bir şeymiş gibi görülüp kimi yerlerde hakkıyla yapılmayan “Annelik”; Allah katında ve dinimizde cennetle mükâfatlandırılacağı açık açık belirtilmiş en kutsal vazifelerdendir.

Fakat biz Müslüman ve dinine bağlı bir millet olmamıza rağmen Allah’ın ve Kur’an-ı Kerim’in dediğini hiçe sayarmışçasına annelerimize kötü davranmayı, onları kırıp üzmeyi hiç mi hiç ihmal etmiyoruz. Sanki onları hiç kaybetmeyecek günün birinde hiç ölmeyeceklermiş gibi davranıyoruz. Fakat ölüm; yeryüzünde nefes alabilen bütün canlı varlıklar içindir. Er ya da geç bütün canlıların başına gelecek olan bu gerçeği aklımızdan çıkarmamamız ve ona göre yaşamamız gerekiyor aslında.

Geçtiğimiz günlerde tanık olduğum ve bunları dile dökmeme neden olan olaydan bahsetmek istiyorum.

Annemin çok yakın arkadaşı ve aynı zamanda aile dostumuz olan bir ablamızı doğru düzgün teşhisinin bile konulamadığı bir sebepten dolayı kaybettik. Henüz otuzlu yaşlarında halk arasında denildiğine göre hayatının tam da güzel zamanlarında ardından dört çocuğunu bırakarak göçtü dünyadan. Hiç kimsenin beklemediği ve ansızın gelen bir ölümdü bu. (Gerçi ölüm ne zaman planlı bir şekilde gelir ki?)

Daha geçen hafta bizimle beraber oturuyordu diye kendi kendimize annemle hayıflanırken, babamın “Ölüm bizler içindir ve bunu sorgulamak bize düşmez. Gidenin arkasından üzülmek, ağlamak onu geri getirmeyeceği gibi acı da çektirir. O yüzden bırakın söylenmeyi dua edin ve birbirinizin kıymetini geç olmadan anlayın” sözleriyle toparlandık. Çok haklıydı babam. Ölüm bizler içindi ve bazı şeylerin değerini kaybetmeden anlamamız gerekiyordu.  

“İnna lillahi ve inna ileyhi raciun” (Şüphesiz biz Allah’tan geldik ve O’na döneceğiz).

Bu ölüm hakikati içerisinde her ne kadar çok farklı hayat serüvenleri hayat hikâyeleri bulunsa da beni hep en çok etkileyen karşılıksız sevginin ve şefkatin timsali olan annelerin ölümü olmuştur. Hep anneler ölmesin demişimdir bu nedenle. Fakat Yüce Allah’tan gelen bu gerçeği değiştirmeye ve sorgulamaya hakkımız yoktur.

Bu sebepten ötürü hayattaki en değerli varlıklarımızın başında gelen annelerimizin değerini bilelim. İncitmeyelim, üzmeyelim. Hayır dualarını almaya gayret ve özen gösterelim.

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed(s.a.v)’in; “Cennet anaların ayakları altındadır” hadisini her daim göz önünde bulunduralım.

Hangi yaşta, hangi makam ve mevkide olursak olalım, yaşadığımız her dertte, sıkıntıda, en kötü günümüzde ilk yüreği sızlayanın, ilk gözyaşı dökenin, ilk dualarını yollayanın annelerimiz olduğunu hiçbir zaman unutmayalım.

Rabbim kimseyi annesiz bırakmasın, kalanlara da sabır ve selamet versin inşallah.

8.02.2019 (Nurcan Arar)

DİĞER YAZILAR

Zeyd bin Hârise (r.a.)

EGM 174 Yaşında!

Merhamet

Sadaka

Elalem ne der?

Çıkar meselesi!

Kadınlar Günü’ne dair

Evlat

Analizör olmuşuz

Dürüst olmakta fayda var

İnsan ölene kadar yaşar

Bu Gidiş Nereye?

İnsanlık can mı çekişiyor?

Kadın olmak

Toplumun Kilit Taşı “AİLE”