23 Ekim 2018 Salı
Zülfü yâre dokunmayın!.

Ayfer Dağdönderen

Zülfü yâre dokunmayın!.

Kış sezonuna girilmesiyle, televizyonlarda dizilerden geçilmiyor, biri bitmeden diğeri başlıyor.

Reklam pastası yarışı ve reyting savaşı tüm hızıyla devam ediyor.

Hal böyle olunca birinci olmak için her türlü yol mubah görülüyor.

Kızlarımıza “aşk” adı altında her türlü sapık ilişkiler, lüks yaşamla olmadık israflar hoş gösteriliyor.

Oğullarımıza mafya bozuntusu tipler “sanatçı” gibi gösterilip; ölüm, kan, silah günlük hayatın sıradan aksiyonları sayılıyor.

Toplumumuzun ahlaki değerleri ve manevi atmosferi, birbirimize saygı ve sevgi yaklaşımı kaybolmak üzere.

Sadece kendi çıkarını düşünen, tamamen dünyaya adanmış, lüks ve gösteriş peşinde koşan bir toplum olduk.

Bu sıralar çok gündemde olan ve bizi de yakından ilgilendiren bir diziden bahsedeceğim.

Yeni başlayan “**Gülperi**”  dizisi Gazi şehrimizi oldukça kötü tanıtıyor.

Belediyelerimizin yıllarca emek vererek “tarihini ve kültürünü” ortaya çıkartmaya çalıştığı şehrimiz;

-Birkaç sanat bilmez senaristin,

-Milli ve manevi değerlerden bîhaber artistin

-Gözünü para bürümüş yapımcının hataları ile tüm Türkiye’nin gözünden düşmektedir.

“**Gazilik**” unvanı ile dünyada tek, vatan perverliği ile dillere destan bu aziz şehrimiz elde ettiği değeri korumalıdır.

Yıllardır lezzetin anavatanı olmuş, yöresel ürünlerle ve usta ellerle sanata dönüşmüş, tüm dünya tarafından tescillenmiş şehrimiz birkaç kendini bilmez tarafından kötü gösterilemez.

Sanayimiz ile ülkenin önemli bir ticaret merkezi olan kentimiz dizi adı altında da olsa “*taşra, sapık ve cahil*” olarak gösterilmesine asla tahammül edemeyiz.

Yıllardır elbirliğiyle oluşturduğumuz marka değerimizi birkaç yalan televizyon sahnesiyle yerle bir olmasına izin vermemeliyiz.

Toplumumuzun ahlakını bozduğu gençliğimizi heba ettiği gibi yaşadığımız kentimizin adının kötü anılmasına asla tahammül edemeyiz.

Bu diziler artık Zülfü yâre dokunmuştur.

Artık bu sapık dizilere toplum olarak ve bölge halkı olarak dur demeliyiz.

Birkaç gün önce Gaziantep Kent Konseyi Yakın Tarihi Araştırma ve Kültürel Miras Çalışma Grubu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Yakar ve konsey üyeleri, ulusal basına açıklama yapmışlar ve bu dizinin Gaziantep’i yanlış tanıttığını ve insanları kötü etkilediğini söylemişlerdir.

 Prof. Dr. İbrahim Yakar, dizinin kent üzerinde neden olduğu olumsuz algıyı bertaraf etmek ve doğru bilgilendirme yapmak amacıyla yaptığı konuşmada; Gaziantep’in tarihiyle, kültürüyle kadim bir şehir olduğunu vurgulamış, şehrin tanıtımı için birçok etkinlik yapıldığına ancak dizinin bütün emekleri heba ettiğine dikkati çekmiştir.

Prof. Dr. Yakar "Gaziantep Valiliği, Büyükşehir Belediyesi ve odalar şehirde var gücüyle çalışıyorlar. Buradaki bütün amaç Gaziantep'in ulusal ve uluslararası alanda çok daha fazla tanınmasını sağlamak iken şu an devam eden dizide Gaziantep aile yapısı ve Gaziantep ağzı ile ilgili o kadar çok nahoş ifadeler var ki bu yüzden bu açıklama yapma gereğini duyduk. Gaziantep'e birkaç yıldır çok fazla sayıda turist geliyor. Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin'in öncülüğünde bu sene '*Uzaklarda Arama*', geçen yıl '*Şimdi Gaziantep'e Gitme Vakti*' sloganı vardı. Bütün bunların amacı bu şehre çok daha fazla kişinin gelmesini sağlamak. Esnafıyla, ticaretiyle bu şehre katkı sağlamaktı. Bütün bunlar olurken bu dizinin Gaziantep üzerinde yapmış olduğu algıyı bertaraf etmek, insanları doğru bilgilendirmek için bu açıklamayı gerekli görüyoruz" şeklinde konuştu...

8.10.2018 (Ayfer Dağdönderen)

DİĞER YAZILAR

Acele Etmeyin...

Kiminle mücadele edelim?...

Acil toplanma alanı...

Dil’imizin tadını bozmayalım...

Aşure ve Muharrem...

Gelecek size emanet...

Aklımızı başımıza alalım!

Kurbanı bahane etmeyin!...

Bu savaş bitmez...

LİYAKAT ESASTIR!...

Ne okumalıyız?..

İçimizdeki canavar...

Hangi göz ile görüyoruz...

Yuvamızı yıkmayın!..

Ya tutarsa...

Neler öğrendik!..

Karar senin...

Haddi aştık...

Son’a yaklaşıyoruz...

SOKAK ÇOCUKLARI(MIZ)...

Hangi gençlik?!!

Hoş geldin...

Ümmetin emaneti: vakıflar...

Hepimiz işçiyiz...

Hadi hayırlısı...

Turizm mi dediniz?!!

Gelin canlar bir olalım...

Memleketim...

Yağmur suyu...

Nevruz ya da yeniden diriliş...

14 Mart ve Türk tıbbı...

8 Mart ve “bazı” kadınlar günü!...

Hilal-i ahdar’dan Yeşilay’a...

Büyük tehlike...

“Sevgisiz’ler günü”...

Mihenk taşı...

Zeytin Dalı’nın meyveleri...

Mercidabık’tan Zeytin Dalı’na...

Çorbanızın suyu bizden(?!!!)...

“Enerji’mizi boşa harcamayalım...

TALİH KUŞU VE MİLLİ’LİK...

Bizim Kurtuluş’umuz ne zaman?...

Hangi İnsan Hakları -2-

Hangi insan hakları!..

Engelleri kaldırın!...

Mevlit kandili ve samimiyet...

Öğrencilik ve Öğretmenlerimiz...

Diyabet ve Gaziantep

Dünya şehircilik günü ve bizim şehirciliğimiz...

Toprak ve Ana...

Annelik ve iş hayatı. -2-

Annelik ve iş hayatı...

Ahilik kültürü ve ticari hayatımız...

Aşure olmalıyız...

zil hepimiz için çaldı-2.

Zil hepimiz için çaldı...

Tarih, sanat ve estetik...

Sıla-i rahim ve tatil...

"Kurban" olayım...

Yaşasın cehennem...

Düğünümüz var!...

BİZ KİMİZ, KİM DEĞİLİZ!...

MESCİD-İ AKSA ile imtihanımız

Çocuklarımız Ve Tercihlerimiz...

25 Aralık'tan 15 Temmuz'a

Biz Kardeşiz...

Eyvah Çocuğum Bir Bağımlı!...

İnsanlığın Bayramı!...

Tövbe Edelim...

Çocuk olalım...

Ramazan ve şenlikler!

Ağzımızı kapatıp avuçlarımızı açalım...

Gel Ey Mübarek Ay...

Çocuklarımız-Sınavlarımız...

Okumuyoruz!...

Gastronomi kentiyiz!!!

CANLI YAYINDAYIZ!...

Haydi arkadaşlar görev başına...

KİMYAMIZ DEĞİŞTİ...

AĞZIMIZIN TADI KAÇTI...

TABİİ Kİ EVET!...

ÇILDIRIYORUZ...

Biz sizi biliyorduk...

EĞİTİMİN, MİLLİ SEFERBERLİĞİ..

SANAYİ KENTİ HASTALIĞI?EĞİTİMSİZLİK!!!

Kitabın orta yerinden...

Boşanıyoruz!!!

YAZAMIYORUM!

Tüketiyoruz-tükeniyoruz

YÜKSEK HAYALLER, ALÇAK HAYATLAR...

Yalansın Dünya...

KEFENSİZ ÖLÜM

ÖZÜR DİLİYORUM...

EYVAH ANNE OLDUM!...

DÜNYA MÜSLÜMANLARI yada MÜSLÜMANIN DÜNYASI...

ÇOCUK VE ÖLÜM

HEPİMİZ HER ŞEYİ BİLİYORUZ

BİR ÇİFT SÖZÜM VAR

AVRUPANIN İKİYÜZLÜLÜĞÜ

GERİ SAYIM BAŞLADI!