22 Kasım 2017 Çarşamba
Tarih, sanat ve estetik...

Ayfer Dağdönderen

Tarih, sanat ve estetik...

Günümüzden birkaç yüzyıl sonra yaşadığımız bu bölgelerde olan torunlarımız bizler için "Ne kadar zevksiz ne kadar perişan ve ne kadar da ruhsuz yaşamışlar" diye düşüneceklerdir.

 

Evlerimiz, işyerlerimiz, ulaşımımız velhasıl tüm yaşam alanlarımız; zevkten, estetikten, sanattan ve tarihten tamamen uzak.

 

Osmanlının çöküşüne denk gelen son 200 yılda bile yaptığı eserler; Sanat ve    estetik kokarken Osmanlı'ya varis olan bu millet ve yeniden ayağa kalktığımızı söylediğimiz bu dönemde yaşam alanlarımızda ve yetiştirdiğimiz insanlarda estetikten sanattan ve zerafetden eser göremiyoruz.

 

Oturduğumuz evler, çalıştığımız işyerleri,

bindiğimiz tramvaylar, Çocuklarımızın gittiği okullar gördükleri dersler o kadar sıradan, o kadar maneviyattan uzak ve o kadar boş ki yarına bırakabileceğimiz hiçbir maddi ve manevi içerik yok.

 

Yaşam alanlarımız bu kadar sanattan estetikten uzak olunca insanlarımızda zerafetten, nezaketten ve maneviyattan uzak oluyorlar.

 

Yarına bırakabileceğimiz düzgün bir çevre, temiz bir atmosfer güzel bir yaşam alanı yanında, sanattan edebiyattan ve maneviyattan anlayan güzel evlatlar bırakmalıyız.

 

Estetik görünümlü binalar yapan Mühendisler,

Şiirler ve şarkılar yazabilen Öğretmenler,

geçmiş hadiselerden ders çıkarıp geleceği planlayan Siyasetçiler,

Kuran ve insan psikolojisini özümsemiş İlahiyatçılar yetiştirmeliyiz ki hedeflerimize ulaşabilelim.

 

Dünü ve bugünü yazan  tarihçiler, teknolojiyi kendi yapan ve satan  bilim adamları, ilaçlarını üreten doktorlar yetiştirmeliyiz ki hedeflerimize ulaşabilelim.

 

Yeniden büyük Türkiye, Yeniden güçlü Osmanlı torunları olmamız için sadece devletin ordusu, savunma sanayi silahlarını kendimizin üretmesi, Ya da ekonomimizin güçlenmesi ve  kişi başına düşen milli gelirin artması yetmez.

 

Devletle beraber, Millet olarak, Aile olarak ve her bir Fert olarak bilim teknoloji sanat ve estetik bir ruh ile çalışmalı ve yarınlara yatırım yapmalıyız.

 

Dışa bağımlı olmadan kendi ayaklarımız üzerinde güçlü ve güvenli bir şekilde huzurlu bir gelecek için çalışmalıyız.

 

Bunu sadece kendimiz için değil inanan ve inanmayan tüm insanlar için yapmalıyız...

11.09.2017 (Ayfer Dağdönderen)

DİĞER YAZILAR

Öğrencilik ve Öğretmenlerimiz...

Diyabet ve Gaziantep

Dünya şehircilik günü ve bizim şehirciliğimiz...

Toprak ve Ana...

Annelik ve iş hayatı. -2-

Annelik ve iş hayatı...

Ahilik kültürü ve ticari hayatımız...

Aşure olmalıyız...

zil hepimiz için çaldı-2.

Zil hepimiz için çaldı...

Sıla-i rahim ve tatil...

"Kurban" olayım...

Yaşasın cehennem...

Düğünümüz var!...

BİZ KİMİZ, KİM DEĞİLİZ!...

MESCİD-İ AKSA ile imtihanımız

Çocuklarımız Ve Tercihlerimiz...

25 Aralık'tan 15 Temmuz'a

Biz Kardeşiz...

Eyvah Çocuğum Bir Bağımlı!...

İnsanlığın Bayramı!...

Tövbe Edelim...

Çocuk olalım...

Ramazan ve şenlikler!

Ağzımızı kapatıp avuçlarımızı açalım...

Gel Ey Mübarek Ay...

Çocuklarımız-Sınavlarımız...

Okumuyoruz!...

Gastronomi kentiyiz!!!

CANLI YAYINDAYIZ!...

Haydi arkadaşlar görev başına...

KİMYAMIZ DEĞİŞTİ...

AĞZIMIZIN TADI KAÇTI...

TABİİ Kİ EVET!...

ÇILDIRIYORUZ...

Biz sizi biliyorduk...

EĞİTİMİN, MİLLİ SEFERBERLİĞİ..

SANAYİ KENTİ HASTALIĞI?EĞİTİMSİZLİK!!!

Kitabın orta yerinden...

Boşanıyoruz!!!

YAZAMIYORUM!

Tüketiyoruz-tükeniyoruz

YÜKSEK HAYALLER, ALÇAK HAYATLAR...

Yalansın Dünya...

KEFENSİZ ÖLÜM

ÖZÜR DİLİYORUM...

EYVAH ANNE OLDUM!...

DÜNYA MÜSLÜMANLARI yada MÜSLÜMANIN DÜNYASI...

ÇOCUK VE ÖLÜM

HEPİMİZ HER ŞEYİ BİLİYORUZ

BİR ÇİFT SÖZÜM VAR

AVRUPANIN İKİYÜZLÜLÜĞÜ

GERİ SAYIM BAŞLADI!

TEHLİKE CEPTE!