19 Temmuz 2018 Perşembe
Mithat Enç’in Gaziantepli olduğunu bilenler el kaldırsın

Abdurrahman Örnek

Mithat Enç’in Gaziantepli olduğunu bilenler el kaldırsın

Gaziantep’in güzel yemeklerinden,  kebabından, nohut dürümünden, baklavasından daha değerli olan isimleri, yazarları ve kahramanları da vardır. Gastronomi etkinlikleri ile markalaşmaya  çalışan Gaziantep; eminim ki bu isimleri ile de edebiyatta, düşüncede ve sanatta da  kendisine yer bulacaktır. Bu isimlerden  birisi de çoğu insanın bilmediği farkında dahi olmadığı - Allah rahmet eylesin- Mithat ENÇ’tir. “Bitmeyen Gece ve Uzun Çarşının Uluları “kitabını okumaya başladığımda bu kitapları  neden okumak için bu kadar geç kaldığımdan dolayı  kendime kızmadan edemedim. 20 yaşına kadar gözleri  gören,  20 yaşından sonra kazandığı İstanbul Üniversitesi,  Hukuk Fakültesi’nin   birinci sınıfından itibaren gözleri görmemeye başlayan Mitat ENÇ,  bundan sonraki hayatında gözleri görmeyen birisi olarak yol bulmaya çalışacaktır. Mitat ENÇ’in hayatına baktığımızda, bizlere de bir mücadele adamı örnekliği ruhu veriyor. Gözlerim görmüyor diye hayata küsmüyor. Hayata küsmediği gibi birçok engelli gibi kendisini başkalarının idare etmesine de izin vermiyor. Günlük kişisel yaşamından tutun, sosyal ve kamusal yaşamında da kendi ayakları üzerinde  durmaya çalışıyor.

         Gaziantep’in Mitat ENÇ’le gurur duyması gereken en önemli husus, ülkemizdeki özel eğitimin bugün bu duruma gelmesinde, güçlenmesinde en büyük pay sahibi olmasıdır. Öğrenimi boyunca kendisini bir meslek ülküsü ile engelli çocukların eğitimi ve topluma kazandırılması için çaba harcamayı benimsemiş ama yetkililerin her seferinde “daha sırası gelmedi, hele bir sağlamları eğitelim de” engeliyle karşılaşmıştır .Özel Eğitim Mitat ENÇ’e çok şey borçludur. Özel eğitimle ilgili bir ifadesinde “Özel eğitimdeki sıkıntı engelli bireylerin engelliliğinin unutulup normal insanlar gibi görülmeye başladığı anda bitecektir.”diyor. Bizde özel eğitimdeki  eğitim anlayışı engelli bireylerin tek başına iş yapamayacakları kendilerini idare edemeyecekleri yönünde olmuştur. Her zaman ihtiyaçlarını başkalarına bağımlı olarak gidermeye  çalışmışlardır. Aslında bu insanların da toplumun bir parçası olduklarını,  normal insanlara göre biraz ağır hareket etseler de sonunda kendilerini idare ettiklerini görürsün. Biz  engellidir yapamaz diyerek iyilik yaptığımızı düşünüyoruz ama aslında onlara kötülük yapıp  birilerine bağımlı hale getiriyoruz.

         Mitat ENÇ gözleri kör olduktan sonra hukuk fakültesini bırakarak, kendisi gibi engelli olan insanlar için bir şeyler yapmayı kendisine amaç edinmiştir. Bugün sağlıklı birçok insanın yapamayacağı çalışmaların  içine giriyor , sınır ve kıtalar ötesi yolculuklara çıkarak ülkeme ve özel eğitime ne gibi katkı sağlarımın derdine düşüyor. Bu yolculuk o günün şartlarında önce Avusturya ve sonra özel eğitimin  iyice şekillendiği,  bilinçlendiği Amerika ile son buluyor . Bu ülkelerde  kaldığı süre zarfında, özel öğitimle ilgili hem teorik manada hem de pratikte birçok çalışmayı öğreniyor. Öğrendiklerini ülkemizde had safhada ihtiyaç olan özel eğitim alanında kullanmaya başlıyor. Ona göre “özel bireyleri zavallı, acınası,  aciz  bireyler durumundan çıkarmak gerek.” “Yine asıl engellilik bu özel insanları patavatsızca ve fütursuzca acıma duygusu ile incitmektir. Engelli insanların yaptıkları görmezden gelinse ve düzeltilmeye çalışılsa,doğruyu bulmaları onlara bırakılsa,  yargılama yapılmasa ,olağan karşılansa,  toplumsal yaşamda her iki taraf d a birbirlerine daha çabuk alışırlar. Onlara kendi imkanları ölçüsünde kendilerini idare etme imkanı vermediğimiz sürece bu insanlar daha da engellilik mağdurluğuyla karşı karşıya kalacaklar.” Mitat ENÇ başına gelen olayları,  görme engellilik durumunu kuru kaderci anlayış yada alın yazgısı gibi görmemiş ,elini eteğini hayattan çekmemiş, tam tersi başına gelenleri kaderci bir sığınmaya bürünerek başarı ve başarısızlıklarını başkalarının sırtına yükleyenleri eleştirmiştir.

        O yıllarda sadece İzmir de bulanan “Körler ve sağırlar okulunun” dışında başka bir görme engelliler okulu yoktu memlekette. Hali hazırda ise binlerce görme engelli çocuk okula gitmeden hayatta kendi başlarına tutunamadan, kıyıda köşede yitip gidiyordu. Ayrıca bütün engel gruplarını da katarsanız ülkede  %15 civarında eğitim çağında engelli çocuk vardı denebilir. Mitat ENÇ kafasına koymuştu yeni bir körler okulu açmayı ama hiç kimse o taraflarda değildi. Herkes normal çocuklar için müfredatı ve okulları ne yapabiliriz  ile uğraşıyordu. İzmir’ de ki körler ve sağırlar okulunda başladığı öğretmenliğinde, Amerika’da aldığı eğitimle uzaktan yakından alakası olmayan bir eğitim veriliyordu.Yani çocukları  birkaç müzik aletiyle avutuyorlardı. Kendi çapında yaptığı birkaç eğitim modeli sonunda ise “eski köye yeni adet” getiriyorsun diyerek  memleketin tek okulu olan  okuldan müdürün baskısıyla ayrılmak zorunda kalıyor. Oysa Mitat  ENÇ’e göre okullarda verilen hizmetlerin insana verilen değer ölçüsünde olması gerekti.  Mitat ENÇ  Amerika’daki sistemin kolaylığından kaynaklanan güvenle, burada da kendisine kolaylık sağlanacağını düşünerek  işe başlamak istiyor ama kendisini dinleyen de yok anlayacak kimsede yok. Oysa Amerika’da Türkiye’den geldiğini duyan bir gazete kendisi ile röportaj yapmıştı. Burada ise değil gazeteci, kendisini anlayacak ve halini soracak kimse yoktu. Yardım etmek isteyenler ise hep duygusal yönden “vah vah ah vah” diyerek geçiştirmişlerdir.

         Mitat ENÇ,  Başbakan(Bekir Saydam) bakanlıkların(MEB ve Sağlık Bakanlığı) müsteşarların kapılarını aşındırarak bazen atlatılmasına  bazen de dikkate alınmamasına rağmen sonunda Gazi Üniversitesi’nde özel eğitimle ilgili ders vermeye başlıyor. Yine aynı üniversitede özel eğitim bölümü açılmasıyla da özel eğitim  bizim eğitim sistemimize girmiş oluyor.Bölümün açılması MEB’de özel eğitimle ilgili değişiklikleri de hızlandırmış oldu. Mitat ENÇ özel eğitimin Sağlık Bakanlığı’ndan ziyade Milli Eğitim Bakanlığı’nın ilgisinde olmasını vurguluyor ,böylelikle özel eğitim Milli Eğitim Bakanlığı’nın bünyesine geçmiş oluyor. Gazi Üniversitesi’nden sonra hedef Ankara’da bir körler okulunun açılmasıydı. Sonunda Ankara’da eski ve boş bir okulu körler okulu olarak açar  ve üniversiteden ayrılarak başkalarına tuhaf da gelse, Ankara Körler Okulu’na müdür olur. Bu arada ilkokul programına engelli çocuklarla ilgili programların  konulmasında  emek sarf etmiştir. Yalnız onca zorluktan sonra açılan Ankara Körler Okulu bir süreliğine geri kapanmıştır. Yine dernekçilikle özel eğitime katkı sunarım diyerek “Altı Nokta Körler” derneğini kurmuştur. O yıllarda iki şube olan derneğin  biri  de Gaziantep’tedir.

         “Bizdeki sorun diğer alanlarda olduğu gibi eğitimde de maalesef üretme gücünden yoksun olduğumuz gibi üretilenleri izlemekten de yoksun olmamızdır. Bu kısır döngülerden kurtulabilmenin yolunu bulmalıyız. Öğretimin her aşamasında yeni kuşağın kafasını, kendimizce önemli sayılan bilgilerle tıka basa doldurma çabasını sürdürdükçe eğitim kurumlarımız bilgi istifçiliği tutkusundan kurtulup, üreticiliğe geçemez.”(Mitat Enç)  Özel eğitim bugün 15-20 yıl öncesine göre çok iyi durumlara geldi. Eksiklikler var ama bu eksikler de giderilmeli. Bu durumdaki çocuk ve gençlerin geriye kalan güç ve yetenekleri geliştirilerek onları bağımsız bir yaşama hazırlamalı ,bir şeyler üretmenin yollarını açmalı, sabır ve sevgiyle beslemeli. Her şeyi devletten beklemek yerine, toplum olarak engellilerin eğitimi ve üretime katılmaları için çaba sarf etmeli. Ondan bundan yakınmak yerine beraber öğretmeli, iş yerlerinin kapılarını uygulama mekânları olarak açmalı. Hadi gelin beraber bir hal çaresine bakalım denmeli. İnsanları  canavarlaşmaya iten en büyük kaynak, çevrelerinde kolayca sömürüp kullanabilecekleri kendilerinden güçsüz varlıkların bulunuşudur.İnsanı insan gibi davranmaya zorlamak için de  dilediği zaman her zayıfın bileğini bükemeyeceğine inandırmaktır.Bu nedenle zayıf ve engelli olanları güçlendirmek, sağlam olanların da uygarlaşmasını kolaylaştıracaktır.(M.Enç). O zaman yeni oluşturulan ve bugün hala devam eden rehberlik ve özel eğitimin birlikte olması iş yükünü artırmaktadır. Oysa iki ayrı genel müdürlük olursa, özel eğitimin daha da güçlenmesi kaçınılmazdır.

        Son olarak yine Mitat ENÇ’le yazımızı bağlayalım. Bir çoğumuzun insan sevmeyi, onunla yürekten ilgilenmeyi ve kendinden bir şeyler vererek başkalarının mutluluk ve güvenini sağlamayı öğrenmeye çok ihtiyacımız var. Düşkün ve yoksula ,sakat ve yalnıza sadece birkaç damla gözyaşı bağışlamak armağanların en ucuzu ve değersizidir.

11.01.2018 (Abdurrahman Örnek)

DİĞER YAZILAR

YKS’de doğru tercih nasıl yapılmalı

Bir köyü olmalı insanın

Büyükler kazandı sıra gençlerde, şimdi YKS zamanı

Ben nesli ve belirsiz gelecek

Ne varsa sana bıraktım

Erdemin peşinde olmak

Liselere giriş sınavına doğru

Huy güzellikleri

Osmanlı’dan günümüze engellilerin eğitim serüveni

Umudun kıyısında yaşamak

Osmanlı’da değerler eğitimi

Ara sıra öylesine sözler

Dost ve dostluğa dair

Çağın salgını; otizm

Dedeler ve nineler aileden dışlanınca….

Tarihin büyüsü

Rüyalarında kelebek olan çocuklar

Gaziantep el ele okuma yazma seferberliğine

Kendine bir söz ver

Sosyal etkinlikler okullarda neden önemlidir

Eğitim ve görenek

Kimine göre iyi, kimine göre acıdır hayat

İran’da yeni kurtarıcı mehdi; şah mı olacak?

Yeni bir dünya şifresi: Kudüs

Efendi iken paryalaşan devlet Endülüs(2)

Efendi iken paryalaşan devlet Endülüs

Olasılık temennisi

Öğretmenime mektup

İyi öğretmen kendini yenileyen öğretmendir

Yeniden bismillah demeliyiz

Geçmişte bıraktıklarımız

Çarpık kentleşme ve mahremiyetsizlik

Tanımlanmamış insan

Teslimiyette temsiliyet krizi

Teog kaldırılsın ama…

Niçin kitap okumalıyız?

Şimdi eğitim vakti

Bir avuç umut ısmarladım

ÖSYM VE YÖK BAŞKANININ İÇİ RAHAT MI?

Dil kültür’ün vazgeçilmezidir

 ÇOCUKLAR BİZDEN  NE  İSTER?

İnsani Bir İhtiyaç Olarak İletişim

  LYS’de Doğru Tercih Zamanı

15 Temmuz; Sivil Direniş Ve Yeniden Diriliş Günü

Suriyelilere yapılanları kınıyoruz!

Suriyeli Mültecilerle Yeniden Kardeşlik Zamanı

Yeni Bir Neslin İnşası İçin Yaz Kur’an Kursları

AVM   Fetişizmi

Tatile Girerken Öğrenciler   Ne Yapmalı

Haberin Kaynağı Ve Müslümanca Tavır

Bir Tutkudur Okumak

Aile içi iletişimde ebeveyn çocuk iletişimsizliği

Özrüm Kabülümdür

Asıl Mesele Öğretmen Olmak ( 2 )                                      

Asıl mesele Öğretmen olmak ( 1 )

Eğitim de rehberlik hizmetleri - 3

LOKMAN SURESİ İLE DEĞERLER EĞİTİMİ

ANLAMSIZLIĞIN ANLAMLAŞMASI

Eğitim de rehberlik hizmetleri - 2

AKADEMİK EĞİTİMCİLER DERNEĞİ  ÇALIŞMA RAPORU -1

MERHAMET OLSUN İSTİYORUM

İNSAN VE İNŞASI

  KANAYAN YARAMIZ MADDE BAĞIMLISI ÇOCUKLAR

ÖTEKİLEŞTİRMEDEN SEVMEK

Okul öncesi Eğitim’de din eğitiminin gerekliliği

Dijital işgal ve savunmasız çocuklar

OKULLAR NASIL OLMALI

EĞİTİMDEKİ TEMEL SORUNLARDAN BİRİ

STK’LARA ÇAĞRIMIZ

STK’LARA ÇAĞRIMIZ

MÜSLÜMANLARIN YÖNETİCİLİKLE İMTİHANI