21 Haziran 2018 Perşembe
Darulharp’te bilmemek tekfire engel mi? ve hatime -11-

Ahmet Öztürk

Darulharp’te bilmemek tekfire engel mi? ve hatime -11-

Bu soruya cevap vermeden evvel, şunu kalın çizgilerle belirtmek gerekir ki, “DARULHARP FIKHI”bilinmeden, söylenecek her şey havada asılı kalır.

Zira İslam, sadece kul ile Allah arasında kalan duygusal bir bağ değildir. İslam insanı ilgilendiren har alanda sözü olan bir dindir. İslam, toplumu kuşatan bir sistemdir, dolayısıyla İslam’ın emir ve nehiyleri kendi toplumunda, egemen olduğu anakarada yer alır ve değer bulur, İslam egemen olduğu yerde uygulanır.

İslam’ın egemen olmadığı yerde, İslam’dan bir bütün olarak bahsedebilmek mümkün değildir. İslam’ın egemen olmadığı yerde İslam’ın ceza hukukunu işletmeye yeltenmek çok gülünç olur,  kısas, had ve diğer emirleri uygulamaya koyduğun zaman, zarar görecek olanlar, mazlumlar ve adalet’in kendisi olacaktır.

İslam ve darulharp fıkhı bilinmeden, günümüzde bilmemek zaruret midir değilmidir tartışmasında varılacak karar, çokta hakkaniyetli olmayacaktır.

Cehalet hususunda daha öncedenverilmiş fetvaları getirip, teknolojinin baş tündürücü hızla ilerlediği, bilgiye ulaşmanın kolay olduğu bu çağda, İslam’da cehalet mazeret hükmünübu güne montalamaya kalkışmak asla doğru bir yaklaşım olmayacaktır.

İlmi kariyerden yoksun mülahazaların, konuya fayda sağlamayacağını unutmayın, ilimsiz tartışmalarınkonuyu ne boyuta getireceğine beraberce izleyelim.

Darulharp ’ta bilmemek mazeret midir? Kimilerine göre mazeret, kimisine göre değildir.

Bu din cehalet dini değildir ki bilmemek mazeret olsun. Bilakis bu dinin birinci emri OKU dur. İlk emri OKU olan bir dinin mensuplarına cehaleti marifetmiş gibi dayamaya çalışmak hadsizliktir…

 Dolayısıyla Darul harpte, iman ve akait ile ilgili bilgilerin bilinmemesi asla mazeret değildir. Ancak haber ve bilgimin gitmediği, ilkel kabilelerde ise, Allah’ın varlığı ve birliğini bilme dışında bilmemek mazerettir ( dar harp fıkhı Mustafa çalıksh 61)

İlk emri oku olan bir dinin mensuplarına cehaleti yakıştırmak, cehaleti bir mazeret olarakilke edinmeye yeltenmekten daha canice ne olabilir.

Çünkü Allah bu dini öğrenmemiz için, öğrenip yaşamamız için güdermiştir, dolayısıyla, bilmemeyi mazeret saymak doğru değildir. Örneğin araba kullanan birilerin ehliyet alması ve birde trafik kurallarını bilmesi esastır değil mi?

Kural ihlali ve neticesinde gelen kaza sonrası, sürücünün hâkime veya memura, ben bunun suç olduğunu bilmiyordum, ehliyetsizliğine de ehliyetsiz araba kullanmanın suç olduğunu bilmiyordum demesi mazeret sayılır mı?

Bu mazeretler, bu şahsi suçlu olmaktan kurtarır mı elbette ki hayır, aynen bunun gibi İslam bilmemizi emir buyurmuşken, bilmeden küfri ameller içinde bulunmak ve ben bunu bilmiyordum demekle geçiştirmek mümkün değildir, zira bilmemek mazeret değildir.

Kendilerini akıllı ve merhametli sanan kimi insanlar, akla ziyan beyanatlarda bulunmaktadırlar örneğin;

(((“Küfrü gerektiren hallerin beyanı insanları sakındırmak ve daha dikkatli olmaya yönlendirmek içindir. Yoksa küfür sözü veya eylemi içinde olanlara kâfir demek doğru olmaz. Bu konuda temel kural şudur: Müslüman olduğunu söyleyen kişiye asla kâfir denilemez.Âlimlerimiz “elfaz-ı küfür” dediğimiz bazı kelimeleri söylemenin küfür olacağını söylemişler. Ancak bu sözleri söyleyenlere de kâfir dememişlerdir. Daha dikkatli olsunlar diye ikaz etmek için uyarmışlardır”)))  bakın kardeşlerim bu ve benzeri söylemler şaz olan lakırdılardır. İtibarı caiz değildir.

Teknolojinin hızla geliştiği, imkânların, bilgiye ulaşmanın bir tık kadar kolay olduğu günümüzde, DARULHARP durul cehalettir dolayısıyla bilginin ulaşmaması mümkündür, kişiye bilginin gidip gitmediğini bilemeyiz, bundan ötürü kişileri yaptıkları ile itham edemeyiz, bilgi gider de kabul edilmezse o zaman kadıya hükmü sorulur demek yanlıştır.  DARUL CEHALET’ te amel ile ilgili bilgiler mazeret olabilir fakat imanı bilgiler mazeret sayılmaz.

Darulharp’ te cehaleti mazeret gören taife şöyle demektedirler; “Risalet ulaşmamış insanlar, hakkı hakikati tam idrak edemediklerinden, onlar yaptığı kimi hatalardan mazurdurlar kınanmazlar” demektedirler.

Bunu diyenler gerçekten ne dediklerini bilmiyorlar, zaten Risalet ulaşmamış kişiler Müslüman değillerdir ki cehaletleri İslam’a göre mazeret olsun,

İslam dini bilgi dini olduğundan, ilk emri oku olduğundan, cehaleti mazeret olarak İslam’a ve Müslümana yakıştırmak başlı başına bir saygısızlık ve zülümdür. Kişi Müslüman ise onu Müslüman kılan değerleri bilmek zorundadır ve İslami değerleri bozacak, kendisini küfre düşürecek tehlikeleri de bilmek zorunda olduğu için, bu cihetiyle bilmemek asla mazeret değildir.

Bir Müslümanın bilmek zorunda olduğu, fıkhi konuları derinliği değil, kendisini ilgilendiren fıkhı bilmesidir, yoksa hadisi tefsiri bilmelidir, kelam ve hadis te en azında şukişi kadar bilmelidir demiyoruz ki, zaten âlimler bile her alanda uzman değillerdir.

Ama kişi leh ve aleyhinde itikadı ve fıkhi konuları bilmek zorundadır. Bilmediği, öğrenmediği için, işleyeceği günahların cezasından beri olamaz diyoruz ki gerçek olanda budur.

Aksi halde İslam diye bir şey ortada kalmaz, sadece bazı farazi ve ütopya kuramlar olarak kitaplarda hapsedilmiş olarak varlığını sürdürür.

… Dolayısıyla da darulharp te de olsa, kişi tekfiri gerektiren bir şey söylemişse tekfir edilebilir, cehaleti mazeret sayılmaz

Eğer İslam’ın temellerine dinamit sokan bu adamlar, halen kendilerini dindar sayıyorlarsa, bilsinler ki ben onların dininden değilim.

Tekfiri gündemlerinden çıkaran hocaların, tekfiri işlediğimizden bizi tekfircilikle itham etmelerine gelince; dinlerinden beri olduğum insanları tekfir etmemden daha doğal ne olabilirki zaten onlar benden ben onlardan değilim.

Artık onların ne olduğu beni ilgilendirmez, ben Müslümanım, bana düşen o kişilerin hastalığını teşhis edip, İslam’ı, onlara hastalıklarının zaviyesinde ulaştırmaktır

Gayret bizden hidayet Allah’tandır.

Tekfir konusuna son noktayı koyarken en gür sedamla haykırıyorum

Ben hayatını nüsüklerini, kuram ve kurallarını, ibadet ve taatını yaşam ve ölümünü Allah a sunanbirisiyim, Yusuf as ifadesi ile "Ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkâr eden milletin dininden çıktım." Buyurduğu gibi bende;

BEN, MUVAHHİT MÜMİNLERDENOLABİLMEK İÇİN şöyle haykırıyorum. “Ben demokrasi ve laikliği içselleştirmiş toplumun,  bu rejimin bekası için niyazda bulunan hocaların dinlerinden ayrıldım.

 İlahi sıfatları kendi şeyhlerine vererek, şeyhlerini Allah’ın ortakları olarak lanse eden tasavvufçuların dininden değilim. Partilerini, cemaat ve liderlerini ilahlaştıran, "la yüsel ve la yezel” kabul eden MODERN MÜŞRİKLERİN DİNİNDEN BERİ OLDUĞUMU İLAN EDİYORUM.”

 MUVAHHİT MÜMİNLERDENOLABİLMEK İÇİN, MODERN MÜŞRİKLERİN DİNİNDEN BERİ OLDUĞUMU İLAN EDİYORUM.”

Benim dinimden olmayan her zümre ve toplumu TEKFİR ediyorum…

Rabbim, sana iman ediyor, kulluğumu yalnız sana sunuyor ve yardımı da senden diliyorum, beni iki cihanda izzeti hak edenlerden eyle, hak yolda sapmayanlardan eyle, cennet ve cemal’ in ile şereflendir rabbim, âmin.

Not; konumuz burada tamamlanmıştır, başka bir konu ile karşınızda olmak dileğiyle sizi Allaha emanet ediyorum

13.03.2018 (Ahmet Öztürk)

DİĞER YAZILAR

Barış delisi bir adam

Gri Tonlama Akide

15 Temmuz ve sonrasında oluşan yalaka âlimler

Kim kâfiri tekfir etmezse oda kâfir olur -10-

Toplumsal tekfir

Tekfirci olmak 8

Tekfirci olmak 7

Tekfirci olmak 6

Tekfir, tekfir ulam ve tekfirul muayyen nedir? 5

Tekfirci olmak 4

Tekfirci olmak 3

Tekfirci olmak 2

Tekfirci olmak 1

Nasihat ve hasbıhal 2

Nasihat ve hasbıhal 1

Ebu cehiller neden iman etmezler -3 –

Ebu cehiller neden iman etmezler? -2-

Ebu Cehiller Neden İman Etmezler? -1-

ÇIKMAZ YOL