11 Aralık 2018 Salı
Şiddeti önlemek için el ele vermeliyiz

Şiddeti önlemek için el ele vermeliyiz

AK Parti Gaziantep Milletvekili Derya Bakbak, Kadına yönelik şiddet en önemli sosyal sorunlardan biridir. Global olarak bütün dünyada kadına karşı uygulanan bir insan hakkı ihlalidir” dedi.

Bakbak konu ile ilgili yaptığı açıklamada, “Kadına yönelik şiddetin gündemimizden sonsuza dek silinip gitmesini dilerdim, fakat maalesef aynı konular tekrar tekrar önümüze çıkıyor” ifadelerini kullandı.

İşte o açıklama;

Kadınların hakları, bireysel ve toplumsal olarak güçlenmeleri, pozitif ayrımcılıklarının sağlanması ile kadına yönelik şiddetin önüne geçilmesi için tarafımızca yadsınmayacak çalışmalar yapılmış ve büyük oranda ilerleme kaydedilmiştir. Bu bağlamda, AK Parti Hükümetleri iktidarında ve Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde Türkiye’nin siyasi, ekonomik ve toplumsal alanında kadına şiddet sorunsalında dönüşüm yaşandığı ve kadın hakları konusunda çok büyük kazanımlar elde edildiği de görülmektedir.

Konuyu sadece suç ve ceza çerçevesinde ele almak suç oranlarını belki azaltır ama bitirmez. Çünkü bu iş top yekûn toplumsal bilinçlendirme, önleme, düzeltme çalışmaları, sürekli eğitim ile desteklenmesi ve özel bir hassasiyet ile el birliği ile ele alınması gerekir. Anne, baba, çocuk, çevre, medya, okul, komşu, arkadaş, film, dizi, yönetim, iş, sosyal donatı alanlarının dizaynına kadar çok geniş bir yelpazede sabırla, kararlı, taviz vermeden, revize ederek ama vaz geçmeyerek çözmemiz gereken bir durumdur.

AK Parti’de kadın konusu “Sosyal Politikalar” başlığı altında “Kadın” ile “Aile ve Sosyal Hizmetler” alt başlıkları içinde yer almakla birlikte, Parti Programı’nda kadınlara yönelik olarak ortaya konulan ve kadına yönelik şiddetin azalması ve bitmesi için yaptığı çalışmaları ilk sıralarda yer aldığını kapsamlı bir şekilde görmek mümkündür.

AK Parti’nin iktidar olduğu 2002 yılından bugüne kadar kadına şiddete karşı yapılan, kadın hakları ve temel özgürlükler, kadın- erkek eşitliğinin sağlanması ve birçok proje ile reform yapıldığı görülmektedir.

Türkiye’de aile içindeki şiddetin önlenmesi amacını taşıyan ve aile içi şiddet kavramının ilk kez hukuksal bir metinde tanımlanmasını sağlayan 1998 tarihli “4320 sayılı Ailenin Korunmasına Dair Kanun’da 2007 yılında değişikliğe gidilmiştir. Kanun’un kapsamı genişletilmiştir ve 2008 yılında Kanun’un Uygulama Yönetmeliği yürürlüğe girmiştir.

Yasal Haklar açısından ‘’kadına şiddet’’ e yönelik AK Parti iktidarları döneminde 2010 yılında 'Pozitif ayrımcılık' anayasaya girmiş bulunmaktadır ve 2003 yılında aile mahkemeleri kurulmuştur. Aile içi sorunların ise ihtisas mahkemelerinde, hâkimler tarafından görülmesine karar verilmiştir.

TBMM'de  "Töre Namus Cinayetlerini Araştırma Komisyonu" ve "Kadına Yönelik Şiddetin Sebeplerini Araştırma Komisyonu" kurulmuştur.  Kadına yönelik şiddet alanında yasal çerçeve oluşturan ve evrensel bağlayıcılığı ile ilk düzenleme olma özelliğine sahip ‘’İstanbul Sözleşmesini’’ imzalayan ilk ülke Türkiye’dir.

Şiddetin önlenmesi ve tedbir kararlarının izlenmesine yönelik, şiddet mağduru kişiler ile şiddet uygulayan/uygulama ihtimali bulunan kişilere yönelik hizmetler yürüten Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri kurulmuştur.

"Panik butonu" olarak da nitelendirilen "şiddet mağduru kadınların korunmasına yönelik elektronik destek sistemi" uygulaması pilot olarak Bursa'da başlamıştır. Buton sinyallerinin nerede olduğu tespit edilen kadına en yakın kolluk kuvvetinin yardım için ulaşacağı belirlenmiştir.

Emniyet, sağlık ve adalet personelleri ile vatani görevlerini yapan er ve erbaşlara, kadına yönelik şiddeti önlemek amaçlı eğitim verilmiştir. Türk Ceza Kanunun ’da yapılan değişiklikle töre ve namus gerekçesiyle işlenen suçlar, kişiye bağlı suçlar kapsamına alınmıştır, cezalar ağırlaştırılmıştır. Ayrıca şiddete uğrayan kadın ve çocuklara danışmanlık hizmeti veren ALO 183 hattı açılmıştır.

Kadın Danışma Merkezleri SÇHEK il-ilçe müdürlüklerinde, belediyelerde, STK’larda, kadın kuruluşlarında kurulmuştur. Bunlar, kendilerine başvuran şiddet gören kadınlar için mevcut durumlarına göre ihtiyacı olan hukuki, psikolojik destek hizmetlerinin belirlendiği, gerek görüldüğü takdirde sığınma evlerine yönlendirildikleri, sığınma evinde kalıp kalamayacağına karar veren birincil basamak hizmet merkezleridir. Şiddet gören kadın sığınma evinde kalmak için ilk bu birime başvurmaktadır.

2015’te Ankara ve İzmir’de pilot olarak aile içi şiddeti önlemek için başlatılan elektronik kelepçe uygulaması yaygınlaştırılmış ve uygulamadan başarılı sonuçlar alınmıştır.

Özellikle kadına yönelik şiddetle mücadele konusunda önceki AK Parti iktidarları döneminde kaydedilen ilerlemenin, sürdürülmekte olduğu görülmektedir. Seçim Beyannamesinde her türlü ayrımcılığa karşı olduğu gibi, cinsiyet ayrımcılığına da karşı olduğunu ifade eden AK Parti, cinsiyet eşitliğinin hukuki düzenlemeler kadar, toplumun tümünü kapsayan bir zihinsel dönüşüme de ihtiyaç duyduğu ön kabulüyle kadınların önündeki sosyal engelleri kaldırmak üzere harekete geçtiğini; “güçlü insan, güçlü aile, güçlü toplum” anlayışıyla konunun her boyutunda büyük ilerlemeler sağlandığı görülmektedir.

Bakın bu alanda, yakın zamanda yapılanlar hakkında da bazı bilgiler daha vermek isterim. Aile içi şiddetle mücadeleye yönelik olarak;   8 İl Jandarma Komutanlığında Çocuk ve Kadın Kısım Amirlikler teşkil ettik. Bu birimlerde görev yapan personelin eğitimine özel önem vermekteyiz.

Kadına karşı şiddetle mücadelede, şiddet ihbarlarının daha hızlı bir şekilde iletilmesi amacıyla akıllı telefonlarda kullanılabilecek Kadın Acil Destek İhbar Sistemi (KADES) uygulamasını hayata geçirdik.

Çalışma, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığımıza bağlı Kadın Statüsü Genel Müdürlüğü tarafından kadın – erkek eşitliği, toplumsal cinsiyet ve kadına yönelik şiddet konulu seminerler düzenlendi. Bu eğitimler sonucunda 35.000 sağlık çalışanı ile 140.000 emniyet personeline ulaşıldı.  Aynı şekilde Milli Savunma Bakanlığı ile yapılan işbirliği çerçevesinde 2016 yılı itibarıyla 7.605 Türk Silahlı Kuvvetleri Personeli ve 463 bin 694 Acemi ve Usta Er/Erbaşa yönelik eğitimler tamamlandı.

Diyanet İşleri Başkanlığı ile Aile Bakanlığımız arasında imzalanan kadına karşı şiddetin önlenmesinde din görevlilerinin rolü ve uygulanacak prosedürler konulu protokol kapsamında Türkiye’de 500’den fazla eğitici yetiştirildi ve 47 bin 566 personelin alan eğitimleri tamamlandı.

Eğitim işin en önemli boyutu. Ancak tek boyutu değil. Kadınların haklarını-hukuklarını kanuni güvence altına almazsanız yapılanlar âkim kalır. Bu konuda da önemli adımlar attık, en önemlilerinden biri, 2012 yılında çıkardığımız Ailenin Korunması ve Kadına Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun'dur. Bu kanunun çıkması, ülkemizde şiddete maruz kalan kadınlarla ilgili gerçekten tarihi bir dönüm noktasıdır.    Kanun çıktıktan sonra şiddete uğramış 20 binden fazla kadının davasına müdahil olundu ve yalnız olmadıkları gösterildi.

2002’den günümüze kadar 14, 15, 16 yaşlarındaki evlilik oranı toplam evlilikler içinde yüzde 4'lere kadar geriledi. Tabii bunda ortaöğretim kademesindeki kız çocuklarımızın oranının, yüzde 45'ten yüzde 83'e çıkmasının önemli katkısı var.

Kadına yönelik şiddetin gündemimizden tamamen çıkarılması için elbirliği ile çok önemli adımlar atmaya devam etmeliyiz. Koruyucu ve önleyici hizmetleri güçlendirmeliyiz. Erken yaşta evlilikler ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da her türlü tedbiri kararlılıkla alacağımızdan şüphe edilmesin.

Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), kadın konukevleri başta olmak üzere şiddet mağdurlarına hizmet sunan birimlerin hizmet kapasitelerini geliştireceğiz.

Dezavantajlı kadınlarımızı desteklemek amacıyla önümüzdeki dönemde Aile Destek Merkezlerimizi (ADEM) ile Sosyal Dayanışma Merkezlerimizi (SODAM) daha da yaygınlaştıracağız.

2016-2020 arasını kapsayan “Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Ulusal Eylem Planı”, 2018-2023 arasını kapsayan “Kadının Güçlenmesi Strateji Belgesi ve Eylem Planı”, gibi yol haritalarımızı dikkatlice takip edip gereğini yapmayı sürdüreceğiz.

Kadına yönelik şiddet bir toplumsal yapı problemi olmakla birlikte, bu problemin engellenmesi ya da çözüme kavuşabilmesi için toplumsal kurumlar iş birliği içerisinde çalışmalara katkı sağlamak, sadece eleştiri yapmaktan daha iyi olacaktır.

Kuruluşundan günümüze kadar iktidarını koruyan AK Parti’ ye en önemli destek kadınlarımızdan gelmektedir. Çünkü tarihimiz boyunca kadınlara sağlanan en büyük haklar AK Parti hükümetleri zamanında yapılmıştır. Yapılmaya da devam etmektedir.

BÜLTEN

11.10.2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz