29 Ocak 2020 Çarşamba
“Kişiselleştirme yapıp, karnesi zayıf gelen çocuğa, zayıf öğrenci muamelesi yapılmamalıdır”

“Kişiselleştirme yapıp, karnesi zayıf gelen çocuğa, zayıf öğrenci muamelesi yapılmamalıdır”

SANKO Üniversitesi Hastanesi Uzm. Psikoloğu Melis Tümer Süyür “Kişiselleştirme yapıp, karnesi zayıf gelen çocuğa, zayıf öğrenci muamelesi yapılmamalıdır.

Zayıf olan çocuğun karnesidir, kişiliği değil. Bu nedenle de kişiliğine genelleme yapılması doğru değildir” dedi.

Süyür, yarıyıl tatilinin başlamasına günler kala, karne heyecanı yaşayan öğrenciler ve aileleri için uyarılarda bulundu.

Kişiliğine yönelik olumsuz davranışlarla karşılaşan çocuğun yalnızca, “başarılıysam değerliyim ve yeterliyim, başarısız olursam kimse beni sevmeyecek” gibi işlevsel olmayan gerçek dışı düşünceler geliştirebileceğine dikkat çeken Süyür, bu durumun çocukta, özgüven eksikliğine ve dolayısıyla ikinci döneme de motivasyonu düşük başlamasına neden olabileceğini söyledi.

Çocuğun, “sadece başarılı olursam toplumdan onay ve değer görebileceğim” inancı ile yalan söyleme ya da kaçınma davranışları gibi yollara da başvurabileceğinin altını çizen Süyür, “Çocukların bazısı matematikte, bazısı güzel sanatlarda veya el becerisinde daha başarılıdır. Beceri ve ilgi çocuktan çocuğa farklılık gösterir” şeklinde konuştu.

TELEVİZYON VE BİLGİSAYAR TEMBELLİĞE YOL AÇABİLİR

Okul dönemince aynı saatte yatıp kalkmaya alışan, tempolu ve düzenli günlük ders çalışmak durumundaki öğrenciler için yarıyıl tatilinin büyük önem taşıdığına vurgu yapan Süyür, şöyle devam etti:

“Bu öğrenciler için yarıyıl tatili özgürlük gibidir.  Arada bir soluklanmak, disiplinden az da olsa uzaklaşma fırsatı buldukları bir dönemdir. Çocuklar için gerçek anlamda dinlenmek, rahatlamak ve motivasyonla ikinci döneme başlamalarını sağlamak ailelerin elindedir. Vakit buldukça ders çalışarak, bolca kitap okunması sağlanmalıdır.

Unutulmaması gereken bir nokta da her öğrencinin tatille ilgili beklentisinin farklı olduğudur. 15 günlük tatili kimi öğrenci eksiklerini gidermek için ders çalışmayı, kimi ise televizyon, bilgisayar, vs. başında geçirmeyi tercih ediyor. Ancak, televizyon veya bilgisayar başında geçirilen zaman dinlenmekten çok yorgunluk oluşturur. 

Bu düzene alışık olmayan fizyolojik yapı önceleri zorlanır, daha sonrasında da yavaş yavaş tembellik ortaya çıkar. Tatil boyunca tembelliğe alışan bünye okul açıldığında eski düzenine dönebilmek için zorlanacağından uzun süre kendini toparlayamaz. Sonucunda ikinci döneme iyi bir başlangıç yapmak amacıyla verilen tatil tersi bir durumla sonuçlanır.”

Her öğrencinin kendince çalışma stratejisi belirlemesinin önemine değinen Süyür, “Kısa ve uzun vadeli hedefler, öğrencilerin çalışma isteklerini kamçılayacaktır. Hayali ve gerçekleşmesi imkânsız hedefler bir süre sonra öğrencinin ümidinin kırılmasına ve çalışma isteğinin azalmasına neden olabilir” ifadelerini kullandı.

Bu dönem “Eksik konuların tamamlanması, konuların tekrarı, bolca kitap okunması ve yeni konulara çalışılması” olmak üzere 4 temel stratejinin izlenmesini öneren Süyür, şöyle devam etti:

 

“İnsanların öğrendiklerinin yüzde 75’ini bir haftada, yüzde 66’sını bir günde, yüzde 54’ünü de bir saat içerisinde unutuyor. Unutmayı önlemenin yoluysa yapılanları tekrar etmekten geçiyor. Özellikle geçmiş konularla ilgili çalışmalarda çok fazla hata yapan öğrencilerin mutlaka genel tekrara ağırlık vermeleri gerekir.

İkinci dönemde zamanın daha kısa olması, bahar mevsiminin gelmesiyle birlikte sıcakların başlaması öğrenciler için zorluk oluşturacaktır. Konu eksiği fazla olan öğrenciler tatilde önceliği, eksik konularını tamamlamaya vermeli. Konu eksiği olmayan, çalıştığı konularda az hata yapanlar yeni konulara çalışabilirler.”.

Kitap okumaya karşı ilgisi olmayan öğrencilerin kalıcı başarılar yakalamasının çok güç olduğunu anlatan Süyür, bu öğrenciler için tatilin bulunmaz fırsat olduğunu dile getirdi.

ÇOCUĞUNUZU BAŞKA ÇOCUKLARLA KIYASLAMAYIN

Süyür, çocukların başarısında ailelerin yaklaşımının büyük rol oynadığına dikkat çekerek, şu önerilerde bulundu:

“Çocukların sağlıklı bireyler olarak yetişmesinde ‘koşulsuz sevgi’ ve ‘güven’ önemlidir. Düşük not alma nedenlerini çocuklarınızla tartışarak, çözüm üretin, karar alma süreçlerinize dahil edin, sorumluluk bilincinin gelişmesine katkı sağlayın.

Okul döneminde kalkış, çalışma saati gibi rutinlere alışan çocuklarınızın tatili eğlendirici ve eğitici şekilde değerlendirmelerine destek verin ve mümkün oldukça birlikte zaman geçirerek, birbirinizi daha iyi tanımak, anlamak ve keyif almak için değerlendirin.

Yetenek, ilgi ve beceri bakımından her çocuğun kendine özgü özellikleri olduğunu unutmayın. Bu nedenle çocuğunuzun dönem boyunca sergilediği performansı başka çocuklarla asla kıyaslamayın.”

BAŞARISIZLIK NEDENİYLE ÇOCUĞA İLGİSİZ KALMAK GÜVEN KAYBI NEDENİ

İkinci dönem için motivasyonda kullanılacak en yanlış yöntemlerden birinin “Sen bu gidişle ikinci dönemde de sınıfı geçemezsin, bu kadar çalışmayla başarılı olamazsın” gibi ifadelerle çocuğa yaklaşılması olduğunu söyleyen Süyür, bu ifadelerin kaygıyı artıracağı gibi, çocuğun özgüvenini azaltacağını anımsattı.

Başarısız karne getirdiği için çocuğa sevgi göstermemek ve ilgisiz davranmak gibi yanlış tutumların güven kaybına neden olabileceğini vurgulayan Süyür, sözlerini şöyle tamamladı:

“Tatilde ilk dönemin yorgunluğunu atmak, bedeni dinlendirmek ve zihni bir nebze olsun rahatlatmak da çalışmak kadar önem taşıyor. Bu nedenle tatil programına; sevilen ve zararsız televizyon programlarının izlenmesi, arkadaşlarla bir araya gelinip ortak aktiviteler yapılması, yakınların ziyaret edilmesi, hobilere daha çok zaman ayrılması gibi zevk alınacak birtakım aktiviteleri de eklemek çocuklarımıza iyi gelecektir, ancak tüm bunları yaparken ölçülü davranmak gerektiğini unutmayalım. Eğlenceli ve dolu dolu bir tatil geçirmeleri dileğiyle.”

BÜLTEN 

15.01.2020 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz