18 Eylül 2018 Salı
BeşarEsed babasından daha zalimdir

BeşarEsed babasından daha zalimdir

7 yıldır savaşın yaşandığı Suriye'de Esedrejiminin cezaevlerinde işkenceye uğrayan Suriyeli kadınlar yaşadıklarını ve tanık oldukları işkenceleri Referans gazetesine anlattı.

7 yıldır savaşın yaşandığı Suriye'de Esedrejiminin cezaevlerinde işkenceye uğrayan Suriyeli kadınlar yaşadıklarını ve tanık oldukları işkenceleri Referans gazetesine anlattı. Cezaevlerinde tecavüz ve her türlü işkence yönteminin kullanıldığını anlatan Suriyeli kadınlar, savaşta en ağır bedeli çocuklarıyla beraber kadınların ödediğini belirtti. 1980 yılında Hafız Esed döneminde hamileyken tutuklanan ve 11 yıl cezaevinde kalan 60 yaşındaki Suriyeli Azize Cellut, Tutuklandığında hamile olduğunu ve o halde işkenceye uğradığını ifade ederek, Suriye’de bir kadın tutuklandığında onlara her türlü işkence yapılıyor. Elektriğe verme, askıya asma ve diğer bütün işkence çeşitlerini o kişilerin üzerinde uygulanır. Cellut, “O günkü Hafız Esed ile bugünkü BeşarEsed’in kıyasladığımızda oğlu babasından daha çok zalimdir” dedi. 1981 yılında Hafız Esed döneminde 15 yaşında öğrenciyken cezaevine giren ve 9 yıl cezaevinde kalan 52 yaşındaki Lama Anadani de, cezaevinde her türlü işkencelere maruz kaldığını söyledi.

7 yıldır savaşın yaşandığı Suriye'de Esed rejiminin cezaevlerinde işkence gören ve tecavüze uğrayan Suriyeli kadınlar yaşadıklarını ve tanık oldukları işkenceleri Referans gazetesine anlattı. Cezaevlerinde tecavüz ve her türlü işkence yönteminin kullanıldığını anlatan Suriyeli kadınlar, savaşta en ağır bedeli çocuklarıyla beraber kadınların ödediğini belirtti.

HAMİLEYKEN TUTUKLANDIM

Suriye'deki iç savaştan kaçarak Gaziantep'e yerleşen ve çok zor şartlar altında yaşam mücadelesi veren Suriyeli Kadınlardan biri olan 60 yaşındaki Azize Cellut, 1980’li yıllarda Eşi İhvan-ı Müslim’in üyesi olduğu için tutuklandığını ve kendisine muhbirlik teklif edildiğini, ancak kabul etmediği için Halep’te 11 yıl cezaevinde kaldığını söyledi. Tutuklandığında hamile olduğunu ve o halde işkenceye uğradığını ifade eden Cellut, 11 yıl kaldığı cezaevinde yaşadıklarını anlattı.

HAMİLEYKEN ÇOK İŞKENCELERE UĞRADIM

1980 yılında tutuklandığını belirten Cellut, “Benim eşim askeriyede çalışan birisiydi. Eşim askeriyenin bilgilerini sızdırmakla suçlandı. Eşime atılan bu suçtan dolayı bende 1980 yılında tutuklandım. Beni eşimin arkadaşları hakkında bilgi vermem için zorladılar. Bu tutuklanmadan sonra 3 ay hapiste kaldım. Sonra beni serbest bıraktılar. Tutuklandığımda hamileydim. Hamile halimle bu süreçte çok işkencelere uğradım.  Serbest kaldıktan sonra yine eşimle birlikte kaldım” dedi.

ALLAH’A ŞÜKÜRLER OLSUN TECAVÜZE UĞRAMADIM

 1980 yılında tekrar tutuklandığını belirten Cellut, “Bu tutuklanmadan sonra herhangi bir işkence uğramadım. Ama  11 yıl zindanda kaldım. 11 yıl bir insanın hürriyetinden uzak kalması gerçek manada zihinsel olarak yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Normalde Suriye’de bir kadın veya herhangi biri tutuklandığında onlara her türlü işkence yapılıyor. Elektriğe verme, askıya asma ve diğer bütün işkence çeşitlerini o kişilerin üzerinde uygulanır.  Ben, ilk tutuklanma esnasında hamileydim ve bedeni olarak birçok işkenceye maruz kaldım. Ama Allah’a şükürler olsun tecavüze uğramadım. Fakat birçok Suriyeli kadın zindanlarda tecavüze uğradılar” şeklinde konuştu.

SURİYE’DE KADINLAR HER TÜRLÜ ZORLUĞA MARUZ BIRAKILDI

Suriye’de yaşanan savaşta en büyük zararı kadınların gördüğünü ifade eden Cellut, “Suriye’de kadınlar her türlü zorluğa maruz bırakıldı. Birçok kadın gördük ki onlara, fıtrata uymayan işkenceler yapıldı, ağır işlerde çalıştırıldı.  Çok zorlu yaşam koşullarında hayata tutunmaya çalıştılar. Kimisi çadırlarda, kimisi yetim evlerinde, kimisi kendi imkanlarıyla yaptığı derme çatma evlerde yaşamaya mahkûm edildi” dedi.

YAŞADIKLARIMI BİR DAHA YAŞAMAMAK İÇİN TÜRKİYEYE GELDİM

Suriye’de iç savaşı başladığında 1980’li yıllarda yaşadıklarını yine yaşamaktan korktukları için Türkiye’ye geldiğini belirten Cellut, “ 1980 yılında ailemden birçok kişi yıllarca Suriye cezaevlerinde kaldı. Türkiye’ye gelmemizin sebebi; çocuklarımdan bir tanesi Suriye’deki protestolara katıldı. Bundan dolayı Suriye istihbaratı tarafından ismi kaydedildi. Oğlumun bu şekilde ismi istihbaratın eline geçince çok korktuk. Çünkü 1980 yılında da ailemizden, Suriye istihbaratı tarafından yakalanan birçok kişi yıllarca Suriye zindanlarında kaldı. Bu da bizi çok korkuttu. Oğlumun başına bu hadise geldikten sonra 24 saat içerisinde Suriye’den kaçıp Türkiye’ye sığınmayı kararlaştırdık ve aynı gün kaçarak Türkiye’ye geldik. Bir daha o günleri yaşamak istemedik” ifadelerini kullandı.

CEZAEVİNDE HER TÜRLÜ İŞKENCELERE MARUZ KALDIM

1981 yılında Hafız Esed döneminde 15 yaşında öğrenciyken cezaevine giren ve 9 yıl cezaevinde kalan 52 yaşındaki Lama Anadani de, cezaevinde her türlü işkencelere maruz kaldığını söyledi.

İŞKENCE YAPILAN GENÇLERİN ÇIĞLIKLARI HİÇ KESİLMEDİ

15 yaşında öğrenciyken okuldan alındığını ve cezaevine götürüldüğünü ifade eden Anadani, 4 yıl boyunca küçük bir hücrede kaldıklarını ve 4 yıl boyunca kendilerine işkence yapıldığını belirterek, “1981 yılında tutuklandım. Bu süre zarfında açık oturumlu mahkemece 4 yıllık bir cezaya çarptırıldım. Güvenlik gerekçesi ile de 5 yıl daha kaldım. Tutukluluk süremin hepsini Suriye istihbarat birimlerinin Dimeşk’teki nahiyelerinde geçirdim. İlk yıllarımı da KeferSuse’deki askeri birlik merkezlerinde geçirdim. Burada işkencelere maruz kaldım. Biz, kadınlar olarak 4,5 yıl boyunca hepimiz küçük bir hücrede kalıyorduk. Yattığımız zaman hareket dahi edemiyorduk. Çok kötü bir ses vardı. 4,5 yıl boyunca gece gündüz hiç kesilmiyordu. 4 yıl boyunca gece, gündüz kendilerine işkence yapılan gençlerin çığlıkları hiç kesilmedi. Ama psikolojik işkenceler bizim için daha zordu” ifadelerini kullandı.

6 GÜN SÜREN BİR AÇLIK GREVİNE GİRDİK

9 yıl cezaevinde kaldığını belirten Anadani, Kadınlara özel ihtiyaçları için dahi gerekli olan malzemelere izin verilmediğini dile getirerek, Kadınların özel halleri için gerekli olan malzemeleri dahi getirmiyorlardı. Bundan dolayı 6 gün süren bir açlık grevine girdik. Bunun sonucunda bizim bazı insani isteklerimize boyun eğdiler. Bundan sonra bizi Atana hapishanesine götürdüler ve bize hüküm verdiler. Ben tutuklandığımda 15 yaşındaydım ve diğer kadınların arasında en küçük ben olduğum için en az hüküm benimkiydi. Diğer kadınlar 10-20 yıl hüküm aldılar. Mahkumlar, bu cezaları işittiklerinde çok rahatsız olmuşlardı. Ama Atana’daki hapishane yaşanmaya daha elverişliydi. Daha sonra da Duma hapishanesine götürüldük. Tutukluluk sürem tam 9 yıl sürdü ve 1990 yılında da serbest bırakıldım” dedi.

Yaklaşık 4 yıl önce Türkiye’ye kaçak yollarla geldiğini belirten Anadani, Avukat olduğundan dolayı adli mahkûmlar için düzenlenen barış gösterilerine katıldığını ve bunun için istihbarat birimleri tarafından arandığı için Türkiye’ye kaçak yollarla gelmek zorunda kaldığını söyledi.

CEZAEVİNDE ELEKTRİKLİ İŞKENCE VE TECAVÜZE UĞRADIM

Ailesinin şuan Esed rejimi bölgesinde olduğu gerekçesiyle ismini vermek istemeyen bir diğer 36 yaşındaki bir Suriyeli kadın da, 2016-2017 yılları arasında 8 ay Humus cezaevinde kaldığını ve cezaevinde elektrikli işkence ve tecavüze uğradığını söyledi.

BİZE İŞKENCE YAPIYORLARDI VE KENDİ İSTEDİKLERİNİ YAZDIRIYORLARDI

Humus cezaevinde yaşadıklarını anlatan Suriyeli kadın, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Suriye’de gözaltına alındığımızda bizi cezaevine götürdüler. İlk başlarda bizleri emniyet tarafından soruşturmaya aldılar. Daha sonra bize işkence yapıyorlardı. Bize, kendi istediklerini yazdırdılar. Bizi o belgelere zorla imza atmaya mecbur bıraktılar. Bazı kadınlar tecavüzden kurtulmak için o asılsız belgeleri imzalamak zorunda kalıyorlardı. Mahkemedeki avukatlar ve savcılar da zaten kendi adamlarıydı. Ne bizim yazdığımız savunmalar ne de itiraz ettiğimiz suçlamaların hiç biri onlar tarafından asla kabul edilmedi. Yaklaşık 8 ay tutuklu kaldım. Serbest kaldıktan sonra Türkiye’ye gelmek zorunda kaldım.” BAHRİ UÇAR

13.03.2018 (Haber Merkezi)

Yorumlar (0)

Yorum Yaz